


Canlı, neşeli, gururlu ve itaatkardır. havlama eğilimi vardır.Evini sever ve gerektiğinde korur. Yavrular doğduğunda çok küçük ve narindirler. üç yavru bir insanın avucuna sığabilir.
Olay örgüsüyle ilgili fazla şey bilinmezken oyununcunun, Ezio Auditore di Firenze adında genç, sonradan suikastçi olmuş bir asilzadenin rolünü yapacağı doğrulandı. Oyunun yaratıcı yönetmeni Patrice Desilets ile yapılan bir röportajda oyunun ana karakteri Ezio'nun ailesinin öldürüldüğü ve Ezio'nun, ailesinin intikamını almak için mücadele edeceğini açıkladı.[10] Tıpkıbirinci oyundaki Altaïr gibi, Ezio, Abstergo tarafından kaçırılmış bir barmen olan Desmond Miles'ın atalarından biri. Aynı zamanda Ezio, Üçüncü Haçlı Seferi döneminde Kutsal Topraklar'da yaşayan Altaïr'in torunlarından biri.[11]
Atası Altaïr'den farklı olarak iki tane gizli bıçağı ve ekleme olarak sol gizli bıçağında ateşli bir silah var.[12] Oyunun 1486 yılındaRönesans İtalyası'nda geçmesi planlanıyor. Bu, ilk oyundan 295 yıl sonrasına denk geliyor.[13] Assassin's Creed'deki gibi karakterler Leonardo da Vinci, Niccolò Machiavelli, Caterina Sforza, Lorenzo de' Medici gibi tarihi kişiler üzerine kurulu.[13] Altaïr'den farklı olarak Ezio, gizli bıçağı için parmaklarını kesmemiş. Bu icat kendisine oyun boyunca yardım eden Leonardo da Vinci tarafından verilmiş.[14]
Oyun Venedik, Floransa , Roma ve Toskana çevresinde geçiyor.[1] Ayrıca oyunda San Marco Basilikası, Büyük Kanal ve Rialto Köprüsü gibi yerler de olacak[13]
Assassin's Creed 2 açık uçlu oynanışıyla bizi bir açık dünyaya götürecek, oyuncunun şehirde serbest dolaşmasına izin verecek. Game Informer'da yayınlanan bir yazıya göre oyuncunun yüzme, Venedik'teki kanalları gizlenme yeri olarak kullanma, korumaları suya fırlatma gibi yetenekleri olacak.[1] Ayrıca oyunun yaratıcı yönetmeni Patrice Desilets, E3 2009'daki konuşmasında Ezio'nun oyunda "küçük botlar sürebileceğini" doğrulamıştır. Eski oyundan farklı olarak oyunda gece ve gündüz döngüsü yaşanabilecek. [15] Tarihi bir şahıs olan Leonardo da Vinci, oyunda Ezio'ya çeşitli silah ve aletler temin eden birisi olarak canlandırılacak.[1] Oyunun bir bölümünde oyuncu Leonardo'nun uçan makinenesini kullanabilecek. Oyuncu makineye irtifa kazandırmak için sıcak havaya ihtiyaç duyacak. Bunun için şehrin belli yerlerinde yakılmış ateşlerin üzerinden geçmek zorunda.[1] Ayrıca oyuncuyu oyuna bağlamak için yeni görev çeşitleri olacak. İlk oyundakilere ek olarak yaklaşık 10 farklı görev çeşidi daha gelmesi bekleniyor
Playstation'a özel bir yapım olmasına rağmen God of War ismini duymayan oyuncu her halde yoktur. Bu ismi duyanların birçoğu belki de PlayStation 2 sahibi bile değillerdir ama bir yerde Kratos ya da God of War ismini duyduklarında dönüp şöyle bir bakarlar. Peki bu oyunu bu kadar hit yapan neydi ya da şuan belki de dünya üzerinde beklenen en önemli oyun olma sıfatını ona kazandıran neydi? Gelin bu sorulara God of War 3'ün ön incelemesi eşliğinde cevaplar arayalım. Kimsenin reddedemeyeceği bir gerçek varsa oda God of War serisinin PS2 için yapılmış en iyi oyunlar olduğudur. Kratos'un Yunan mitolojisindeki tanrılara karşı verdiği amansız bir savaş ve müthiş bir hikaye kurgusu. Tanrılara hizmet için görevlendirilen bir adamın, tanrıların efendisine kafa tutmaya kadar giden hikayesi. Peki ne için bunca isyan? Ne için Kratos'un bu dinmeyen öfkesi? Aslında filmi biraz geriye sararsak bunun sebebinin savaş tanrısı Ares olduğunu görüyoruz. Zira ilk oyunda onu devirerek yerine savaş tanrısı olarak biz geçmiştik. Fakat ikinci oyunda bize daima yardım eden tanrıların kralı Zeus bize ihanet etmiş ve bizi öldürmek istemişti. Ama unuttuğu bir şey vardı. O da Kratos'un azmi ve intikam yemini.İkinci oyunda Kratos ölmek üzereyken adeta mezarından çıkarak geri gelmiş ve bin bir zorlukla Zeus'un karşısına bir kez daha çıkmıştı. Tam Zeus'u öldürmek üzereyken araya giren Athena bizi engellemişti. Eee kızın babası bir yerde, gönlü babasını öldürmemize razı olmamıştı. Ardından Zeus Olimpus Dağı'na kaçarak diğer bütün tanrıları bize karşı kışkırtmıştı. Çünkü bizim onun peşinden gideceğimizi biliyordu. Ve böylede oldu. Kratos yanına kattığı Titanlarla birlikte Olimpus'a doğru çıkarken ikinci oyun son buldu. Tabi böyle bir yerde oyun bitince bir sonraki oyunu beklemekte bizim için büyük bir sabırsızlık oldu. Ha çıktı, ha çıkacak derken, sonunda Sony bizler için God of War 3'ün ortalama 25 dakika oynanma süresine sahip olan demosunu yayımladı.
İntikamım Herşeyimdir...
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki demonun 25 dk olması sizde hayal kırıklığı yaratmasın. Bu bir demo için gayet makul bir süre. Üstelik demonun içinde oyunun en çok izlenilen videolarından biri olan kafa koparma sahnesi de mevcut. Tabi ki Kratos bu kafayı boşuna, zevk olsun diye koparmıyor. Kopardığımız bu kafayı karanlık mekanlarda fener olarak kullanabiliyoruz. Ayrıca oyunda bazı bölümlerde karşımıza çıkacak olan görünmez kapıları da bu kafa sayesinde görebiliyoruz. Bu kafanın en önemli özelliği ise belirli bir süreliğine de olsa düşmanlarımızı kör etmesi. Bu özelliği kalabalık düşman kitlelerine karşı kullandığımızda bir hayli işimize yarıyor diyebilirim. Demoda temel olarak karşımıza gelen ufak tefek düşmanların haricinde 3 adette, bizi bir nebzede olsa zorlayabilecek ve Kratos'un kendine has o meşhur stili ile öldürebileceği düşmanlarımız var. Kratos'un stilinden kastettiğim şey ise, diğer GoW oyunlarını oynayanlar bilirler. Düşmanımızı biraz sersemlettikten sonra üzerinde hangi tuşa basmanız gerektiği çıkar ve siz bu tuşlara bastığınızda Kratos müthiş hamlelerle onları paramparça eder. God of War 3'te de bu aynen böyle devam ediyor. Yukarıda bahsettiğim bu 3 düşman, Centaur, Chimera, Cyclops bize bu keyfi fazlasıyla yaşatıyor. Mesela Cyclops'un gözünü yerinden çıkardığımız sahnede, bunu yapana kadar Kratos bir birinden farklı bir sürü güzel hareket yapıyor. Tabi size gösterilen tuşa zamanında basamazsanız işin en başına dönüyorsunuz. Ama sanırım yapımcılar demoda tuşlara basma süresini biraz uzun tutmuşlar, neredeyse siz basmadan diğer tuş ekranda gözükmüyor diyebilirim.
Gow 3'te dikkatimi en çok çeken şey ise Kratos'un yaptığı kanlı savaşlar sonrasında her tarafının kıpkırmızı olması. İlk iki oyunda böyle bir şey yoktu. Ama GoW 3'te mesela o kafa koparma sahnesinde, düşmanımızın kafasını kopardığımızda Kratos'un elleri ve vücudu da kan içinde kalıyor. Kısacası karakter detayları ve grafikler mükemmel. Demoda bize deneme şansı verilen bir diğer şey ise Kratos'un yeni silahlarından Cestus. Bu silahımız aslan başını andıran iki adet eldivenden oluşuyor. Ve vuruş gücüde bir hayli etkili. Tabiki silahımızı geliştirdiğimizde ortaya yeni özellikleri de çıkıyor. Sony GoW 3'te senaryo ve karakterleri yenilemekle kalmamış. Kratos'un dövüş sistemini de yenilemiş. Yine klasik olarak oyunda hafif atak ve ağır atak mevcut. Bunların yanında düşmanımızı alıp fırlatma, vurma gibi özelliklerimizde var. Yeni olarak ise düşmanımızı tutup bir kalkan gibi önümüze katıp diğer düşmanlarımızın üzerine doğru koşup onlara sertçe çarpabiliyoruz. Böylece hiç bize hiç bir zarar gelmeden, hem kalkan olarak tuttuğumuz düşmanımız, hem de sertçe çarptığımız düşmanlarımız bir hayli hasar alıyor. Tabi Kratos'un ileride ne gibi güçlerinin açıldığını bilmediğimiz için şimdilik sizlere bu kadarını aktarabiliyoruz. Son olarak oyundaki kamera açısından bahsetmek gerekirse, oyuncuya asla zorluk çıkarmayan, sabit ama mekana göre değişebilen bir açıya sahibiz. Eğer GoW'un diğer iki oyununu oynadıysanız ya da gördüyseniz bu açıdan hiç bir sorun veya yabancılık çekmezsiniz.
Son Sözler
25 dakikalık bir oynanışın artından Kratos kanatlarını kullanarak İkarus'un Deliğinden yukarı çıkıyor ve kılıçlarını tam Titan'a saplamak üzereyken demo son buluyor. Doğrusu Sony işini çok iyi biliyor. İnsanın oyunu almayacağı varsa bile böyle bir demo ve böyle bir sondan sonra merakından da olsa gidip alası geliyor. God of War 3, Mart 2010'da bizlerle olacak. Sizlere diyebilirim ki, eğer bir PS3 sahibiyseniz, bu oyun için şimdiden para biriktirmeye başlayın ve çıktığı gün vakit kaybetmeden temin edin. Unutmayın... Herkes oyun oynar! İntikam için olsa bile!
Assassin’s Creed (Türkçe: Suikastçinin İnancı) - Ubisoft şirketi tarafından geliştirilmiş aksiyon-macera tarzı bir bilgisayar oyunudur. Oyun ilk kez Microsoft tarafından Project Assassin adı altında X ’05 sergisinde takdim edilmiştir. Oyun E3 2006'da resmî olarak PlayStation 3 içinAssassin’s Creed başlığı altında duyurulmuştur. Üstelik Ubisoft daha sonra oyunun PC ve Xbox 360 platformları için çıkarılacağını bildirmiştir. Yeni nesil grafikler sunan oyun Kasım 2007'de konsollar için, Nisan 2008'de ise PC için satışa sunulmuştur. Oyun Prince of Persia: The Sands of Time 'ın yapımına katılmış kişiler tarafından geliştirilmiştir. Oyun müziği Jesper Kydtarafından bestelenmiştir. Jasper'ın bestelemiş olduğu tüm müzikler oyun trailerlarında çalınmıştır.
Oyun hikâyesi Eylül 2012 dolaylarında Desmond Miles adında bir barmenin kalıtsal hafızaüzerine laboratuvar ortamında yürütülen bir araştırma için kaçırılmasını konu almaktadır. Miles üzerinde yürütülen çalışmaların ardından oyuncu, 1191 tarihinde illüzyonlar oluşturma yeteneğine sahip "Piece of Eden" (Türkçe: Eden parçası) adlı bir eseri Tapınak Şövalyeleri'nden çalmakla görevlendirilmiş "Assassin Brotherhood" (Türkçe: Süikastçi Kardeşliği") üyesi Altaïr Ibn La-Ahad ile aynı soydan geldiğini öğrenir. Hikâye gelişirken, laboratuvar yönetiminin aslında Tapınak Şövalyeleri'nin modern bir uyarlaması olduğu ve onların Miles'ın ataları hakkında bilgi sahibi oldukları öğrenilir. Onların asıl hedefi açığa kavuşunca, oyuncu o kişilerin Miles'ın hafızasından saklı olduğuna inandıkları Piece of Eden adlı eserin konumunu araştırdıklarını anlar
Sığırlar (Bovinae), memeli hayvanların çift toynaklılar (Artiodactyla) takımının, boynuzlugiller(Bovidae) familyasına giren bir alt familya.
Çoğunlukla evcil olan, kaba ve hantal yapılı, kuyrukları püsküllü, boynuzlu büyükbaş hayvanlardır. Mideleri dört gözlü olup geviş getirirler. Üst çenelerinde kesici dişleri bulunmaz. Otları alt çenelerinin dişleriyle keserler. Boynuzları daimidir. Kırıldığında bir daha yeniden sürmez. Sığır (Bos taurus), Tibet sığırı (Bos grunniens), banteng (Bos javanicus), yaban sığırı(Bos gaurus) iyi bilinen türleridir.
Sığır kelimesi, halk arasında geniş manada geviş getiren, etinden, sütünden ve hizmet hayvanı olarak faydalanılan büyükbaş evcil hayvanlar için kullanılır. Dar manada ise, evcilleştirilen ve etinden, sütünden veya gücünden faydalanılan ve birçok soyu üretilen evcil boğa (Bos taurus)dır. Sığırın doğumundan altı aylığa kadar olan erkek ve dişi yavrularına buzağı; altı aylıktan bir yıllığa kadar olan erkek hayvana dana; altı aylıktan gebelik dönemine kadar dişilerine düve, erkeğine boğa; inenmişe (burulmuşuna) tosun; yavrulayan dişiye inek; işe koşulan tosuna öküz denir.
Boğa damızlık olarak, öküz ise iş ve besi hayvanı olarak kullanılır. Ortalama
Yoda, Yıldız Savaşları evrenindeki canlandırma hayali karakterlerden biridir. Serideki en yaşlı ve en bilge Jedi olan Üstat Yoda, Jedi Konseyinin de başkanıdır. Ömrünün son günlerini, saklandığı Dagobah'ta bir bataklıkta geçirmiştir.
900 yaşında ve 66 santim uzunluğunda olan Yoda, 8 yüzyıl boyunca Jedilar yetiştirdi ve Güç'ün en kudretlisi olarak kabul edildi. Jedi Konseyi'ndeki en yaşlı üye olmasının da gördüğü saygınlığa etkisi vardır. En son döneminde yetiştirdiği iki önemli Jedi, Obi-Wan Kenobi ve Anakin Skywalker olmuştur.
Yoda'nın geçmişi hakkında çok az şey bilinmektedir. Ne geldiği gezegen, ne de türü bilinmediği için tahmin yürütmek de oldukça zordur. yoda aynı zamanda eşşiz bir ışın kılıcı tekniğine sahiptir,güçteki derin bilgeliği,jedi sanatlarındaki muhteşem yeteneği ile jedi konseyindeki en saygın üyedir.
Klon Savaşlarından on yıl önce uzun zaman sonra bir Sith'in ortaya çıkmasıyla beraber karanlık zamanların yaklaştığını sezen Yoda, seçilmiş kişi olarak görülen Anakin Skywalker'ı içindeki karanlık tarafa karşı olan yatkınlığı sezerek eğitmek istememiştir. Ancak daha sonra Obi-Wan Kenobi ve Qui-Gonn Jinn'in de büyük etkisiyle, isteksiz olsa da çocuğun eğitilmesine izin vermiştir.
Klon Savaşlarından sonra Galaktik İmparatorluk yönetime el koyunca Dagobah adlı bir gezegende yıllarca saklanmıştır. Daha sonra Luke Skywalker'ı eğitmiş ve yine aynı gezegende Güç'le bir olmuştur.
6.Filmde Luke eğitimini tamamlamak için geri geldiğinde bitkin bir haldedir.Luke'a babasıyla ilgili gerçeği söyledikten sonra Obi-Wan gibi güçle bütünleşerek ölmüştür.
Yıldız Savaşları karakteri | |
Yoda | |
---|---|
Ünvanı | Jedi Ustası, Jedi Konseyi Üyesi, Jedi Yüksek Generali, Büyük Jedi Üstadı |
Gezegeni | Gentarik |
Türü | Whill |
Cinsiyeti | Erkek |
Boyu | 0.66 metre |
İlgili Kurumlar | Jedi Konseyi, Galaktik Cumhuriyet |
Canlandıranlar | Frank Oz (ses ve kuklası) |
Tenis, raketle iki kişi ya da iki kişilik iki takım arasında oynanan bir spordur. Oyuncular raketleri ile içi boş lastik topu ağ (net) üzerinden rakibinin sahasına (kort) atmaya çalışırlar.
İngiltere'den 1800lerde ilk olarak oynanmaya başlayan oyun, öncelikle İngilizce konuşulan ülkelerde yayılmıştır. Tenis bugün bir olimpiyat sporu olup, her seviyeden, her yaştan ve her ülkeden oyuncusu bulunmaktadır.
Tenis dikdörtgen düz bir yüzeyin üzerinde genellikle betonda, balçıkta veya çimin üzerinde oynanır. Bazen de toprak sahada oynandığı görülür.
Tekler maçlarında kort 23,77 metre uzunluğunda ve 8,23 metre enindedir. Kortun eni çiftler maçlarında 10,97 metreye çıkartılır. Kortun etrafındaki fazladan alan ise oyuncuların uçan toplarını alabilmesi içindir. Kortun eninden gerilmiş olan net sınır çizgisini iki eşit parçaya böler. Net desteklerde 107 santimetre ve merkezde 91,4 santimetre uzunluğundadır.Kortların genişliğini belirleyen çizgilere sınır çizgileri denir. Bunların ortasındaki küçük işaretin adı ise çilekeş çizgisidir.bu çizgilerin kalınlığı 5cm.
Üç ana türde kort vardır. Kortların yüzeyinde kullanılan malzemeye bağlı olarak her topun yüzeye sekmesindeki hızı farklıdır. Bu da iki kişilik oyunlarda oyunun seviyesini etkileyebilir. En bilinen üç kort türü:
Bazı oyuncular belirli yüzeylerde daha başarılı sonuçlar elde eder. Bu oyunculara başarılı oldukları kortun uzmanı (örneğin çim kort uzmanı) denilir.
Toprak kortları 'yavaş' olarak tanımlanırlar;çünkü top rakete gelene kadar hız kaybeder ondan sonra oldukça yükseğe zıplar ve yere çarptıktan sonra ani bir hizlanma olur;çünkü toprak kortta oyuncular top-spin vuruşları tercih etmeleridir. Toprak korttaki maçlar winner adı verilen sayı alan vuruşların daha zor olması sebebiyle daha uzun sürer. Sayılar genellikle oyuncularin basit hatalar denilen topun filede kalması ya da çizgilerin dişarı atilmasi sonucu alınır . Toprak kortlarında oynanan oyunlarda topun bıraktıği izler belirgindir.
Sert ve çim kortlar daha "hızlı" yüzeylerdir. Bu hız yapıldıkları maddeye göre değişir. Bu yüzeylerin özelliği kısa sıçrayışlardır. Bu kortlarda sert servis atan ve vuruşları sert olan oyuncuların avantajı vardır. Çim kortlarda topun sıçraması miktarı, çimin ne kadar sağlıklı ve ne sıklıkta biçildiğini gösterir.
Normal bir puanlık oyun:
Oyuncular veya çiftler nette karşılıklı bir biçimde durur. Bir oyuncu servisi uygular ve netin karşısındaki oyuncu(lar) yani rakib(ler)i alıcıdır. Servis kortun iki yarısı arasından değişir.
Her bir puan için, servis atan kişi sınır çizgisinin arkasında, orta işaret ile yan çizgi arasında durur. Alıcı onun tarafındaki netten istediği yerde durabilir ama genellikle servis kutusunun arkasındadır. Alıcı hazırsa servisi atan kişi atar.
Meşru olarak top nete değmeden üstünden rakiplerinin çaprazı sahasına iner.Top eğer servis atarken dışarı çıkarsa aut olur ve servisi atan kişi puan kaybetmiş olur.
Bambu (Bambusoideae), buğdaygiller (Poaceae) familyasına ait ve 1.200 adet, bazen
birbirlerinden çok farklı görünen bitki türlerinden oluşan bir alt familyayı kapsayan tanımdır.
Bambu insanların en çok işine yarayan bitkilerden birisidir. Bambu türleri Asya'da, Güney ve Kuzey Amerika'da ve Afrika'da bulunurlar. En büyük bambu türleri
Bambular ilk önce iki ayrı tip'e ayrılabilirler:
§ Oymak: Bambuseae: Ağaç gibi büyüyen, tahtalaşan bir kabuğa sahip olan, kibar ve ince yapraklar ama çok büyük çiçekler geliştiren bambular.
§ Oymak: Olyreae: Ot gibi büyüyen, tahtalaşmayan ve boyları bir metreyi geçmeyen bambu türleri.