9 Nisan 2010 Cuma

Nisan : 2010 Renkli kişilik Mercan

“Sana Değil Kardeşine” şarkısıyla hayatımıza giren Mercan, çok renkli bir kişilik! Sen de onun renkli dünyasına göz atmak ve hayatındaki ilkleri öğrenmek ister misin?

Nisan : 2010 Renkli kişilik Mercan

Çıkış şarkın “Sana Değil Kardeşine”nin hikayesi nedir?
Ben söylüyorum eğlene eğlene. Herkes ne almak, ne anlamak istiyorsa onu anlamalı. Böyle daha keyifli!

Ne zamandır müzikle ilgileniyorsun ve bu çiçeği burnunda çalışman için neler hissediyorsun?
Elbette çocukluğumdan beri ilgileniyorum. Fakat müzikten para kazanmaya 16 yaşımda başladım. Bu albüm benim sirkim, karnavalım, heyecanım, oyun arkadaşım.

İlk albüm heyecanı nasıl bir hismiş?
İlk öpücük gibi…

Sapsarı kısacık saçların çok iddialı:) İlk kez ne zaman boyamıştın saçlarını?
İddialı olmayı seviyorum:) Daha farklı, daha yeni hallerimi de göreceksiniz. İlk kez saçlarımı boyattığım zaman 16 yaşındaydım:) Kıpkırmızıydı. Annem görünce kalp krizi geçiriyordu. Bana “trafik lambası gibi olmuşsun” dedi hatta:)

İlk kez ne zaman makyaj yapmıştın ve hangi makyaj malzemelerini kullanmıştın?
Dişiliği biraz erken keşfedenlerdenim. İki yaşımdayken evdeki suluboya takımımla kendime makyaj yapmaya başlamıştım! Sonra biraz daha büyüyüp boyum annemin makyaj masasına yetişebildiğinde de oraya dadandım elbette. Okula giderken de çaktırmadan gözlere kalem, dudağa da hafif ruj sürerdim:)

İlk kez ne zaman aşık oldun?
Yaşıtım olan bir çocuğa değil, komşumuzun büyük oğluna aşık olmuştum. “Sana Değil Kardeşine” durumu yani:) Gerçi bu ağabeyine oldu, ama olsun. Uzaktan aşktı, imkansızdı. Zaten taşınıp gittiler sonra da.

Peki, ilk kez öpüştüğünde kaç yaşındaydın? Neler hissetmiştin?
15 yaşımdaydım. Gözlerim kararmıştı, nefesim tutulmuştu ve 55 derece güneşin altında gibiydim. Yanmışım haberim yok:)

Bir yakışıklıdan aldığın ilk hediye neydi?
Ahşap çok güzel orta boy bir kutuydu. İçinde bir güneş gözlüğü vardı. (Bu konuda çok büyük bir tutkum var, gözlük delisiyim) Yanına da bir tane papatya, en sevdiğim çikolata ve romantik şarkılardan oluşan kendi doldurduğu, her şarkı başında da kendi sesiyle bana bir şeyler söylediği bir kaset koymuştu.

Bir arkadaşından yediğin ilk kazık neydi? Biraz bahseder misin?
Çok küçük yaşlarda yaşadığım bir olaydı. Lise yıllarında bir arkadaşım topuklu ayakkabılarımı ödünç almıştı… Ve bir daha da o ayakkabılarımı göremedim:) Neyse ki bundan başka bir kazık yemedim, çünkü yanımda güvenebileceğim insanlar var. Arkadaşlarımı iyi seçiyorum!

İlk görüşte aşka inanır mısın?
İlk görüşte “Bu adama aşık olabilirim” durumuna inanıyorum. Ama kendimi hemen kaptırmıyorum, ilişkiye zaman tanıyorum. Karşımdakini tanımadan, bana uygunluğunu ölçüp tartmadan asla kendimi duygularıma bırakmıyorum.

Hayatının ilk üç altın kuralını, önem sırasına göre sayar mısır? Zamanın, sağlığın, özgürlüğün, paranın ve sevdiklerinin değerini bilmek; kararlı olmak ve çok çalışmak; bir de sonuna kadar eğlenmek;)


Mart 2010: Aşkla yola çıktı, kazandı!

Müzik kanallarını ve radyoları esir alan Ceynur’u daha yakından tanımak ister misin?

Mart 2010: Aşkla yola çıktı, kazandı!

Aşkla yola çıktı, kazandı!

“Aşk, Yağmur ve Çikolata” nasıl bir çalışmanın ürünü?
"Aşk, Yağmur ve Çikolata" kesinlikle bir ekip çalışmasının ürünü. Müzik direktörümüz ve prodüktörümüz Erkin Arslan. Erkin ve menajerim Şebnem Özberk, ayrıca Evren Elif Erdamar albümün ilk gününden itibaren her anlamda tüm yaratıcılıklarını projeye yansıtmaktalar. Albümün içinde çalan müzisyenlerden tutun da, beste ve söz yazarı dostlarım, imaj danışmanımız Ceyda Balaban, mixlerimizi yapan Sarp Özdemiroğlu, illüstrasyonlarımızı gerçekleştiren Behnan Shabbir, grafik designer'ımız Engin Yağmurdereli ve burada isimlerini yazmaya kalkarsam tüm sayfayı kaplayacak bir ekip söz konusu. Herkes ciddi anlamda emeğini koydu. Ve bu da projeyi daha da özel kıldı. Bu da bana büyük mutluluk veriyor.

Yıllar önce Milliyet gazetesinin düzenlediği yarışmada “Kız Solist” birincisi oldun. 15 yaşından beri şarkı söylüyorsun. O yaşlardayken bu konuda nasıl hayaller kuruyordun?
Bugünkünden çok farklı hayaller değildi kurduğum hayaller. Yine büyük sahnelerde kalabalıklara şarkı söylediğimi, yine hayranı olduğum şarkıcılarla düet yapmayı düşlüyordum:)

Giyim kuşamın oldukça değişik, bir imaj maker’ın var mıydı? Yoksa tüm tasarımların sana mı ait?
Evet, imaj danışmanımız var, Ceyda Balaban. Kendisinin şarkıları ilk dinlediğinden itibaren kafasında oluşan konsept üzerine kurulu benim genel görünümüm. Bunu benim üzerime oturttu Ceyda. Kendimi içinde rahat hissedeceğim şekilde uyarladı bu konsepti.

“Tanrı Beni Duydu” isminde bir şarkın var. Sence tuttuğumuz dilekler, bizim çalışmalarımız sonucunda mı yoksa birazcık da şansla mı gerçeğe dönüşüyor?
Bu şarkı menajerim Şebnem Özberk'e ait bir şarkı. Ve bence dileklerimizin gerçekleşmesi için her ikisine de ihtiyacımız var. Siz elinizden gelen çabayı gösteriyorsanız ve eğer şans da yanınızdaysa her şey daha kolay oluyor.

“Sonsuza kadar” yapmaktan vazgeçmeyeceğin şeyler neler?
Ben “sonsuza kadar şarkı söylemeye devam” derim:)

Şimdi gerçekleştirmek istediğin hayaller neler? Önümüzdeki yıllar için müzik konusundaki planlarını da anlatır mısın?
Şu an için sadece henüz çok yeni olan albümüme konsantre olmuş durumdayım. Bu projenin uzunca bir zaman içinde sindirilerek tüketilmesi taraftarıyım, çünkü albümdeki hiçbir şarkı albümü dolduralım zihniyetiyle konulmadı. Dolayısıyla elimizden geldiği kadar klip çalışmaları yapmayı ve albümdeki şarkıları da kapsayan, aynı zamanda içinde yabancı şarkıların da olduğu repertuarlarla konserler vermeyi amaçlıyoruz.


Bugüne kadar hayalini kurduğun ve gerçekleştirebildiğin düşün neydi?
Şarkı söylemeyi bu kadar çok seven bir insan olarak, böyle bir albüme sahip olmayı hep düşlerdim. Bu yüzden albümüm diyebilirim.

Bu hayaline ulaşabilmek için hangi yollardan geçtin ve ne gibi zorluklarla karşılaştın?
Yaptığım tek şey şarkı söylemekti aslında. İmkanların zaman içinde oluşmasıyla albüm projem gerçekleşti. Dolayısıyla çok ciddi bir zorlukla karşılaştığımı söyleyemem.

Engelleri aşmak için kendinde nasıl güç buldun? Hedefe yönelik taktiklerin nelerdi? Engeller değil ancak olumsuzluklar var olduğu zaman bunlardan çok etkilenmemek gerektiğini düşünürüm hep. Moralinizi bozmadan, motivasyonunuzu kaybetmeden ve ne istediğinizi unutmadan, sadece ona odaklandığınız zaman, her şey daha üstesinden gelinir bir hal alıyor. Böyle bir durumda da ekstra taktik uygulamaya zaten ihtiyacınız olmuyor:)

“Hayalleri gerçeğe dönüştürmek” konusunda gençlere ne gibi tavsiyeler verebilirsin?
Şunu söyleyebilirim; gecikmeler ya da aksilikler yaşadığınızda vazgeçmemek önemli. Ne isteğinizi bilirseniz ve ona odaklanırsanız, doğru zaman geldiğinde hayalinize kavuşursunuz. Tabii bunun için gerekli olan çalışmaları da ihmal etmezseniz hayallerinize bir adım daha yaklaşmış olursunuz.


Şubat 2010: Herkesin sevgilisi Taylor Lautner

12 Şubat’ta “Sevgililer Günü” filmi ile karşımızda olacak Taylor Lautner, romantik, eğlenceli ve üstelik artık çok zengin bir yakışıklı!

Şubat 2010: Herkesin sevgilisi Taylor Lautner

Herkesin sevgilisi Taylor Lautner

“Yeni Ay”ın gişe hasılatları kıran başarısından sonra serinin esas karakterlerinden biri olan Jacob Black’i canlandıran Taylor Lautner, Hollywood’un en çok aranan aktörlerinden biri haline geldi. Ama bu kadar göz önünde olmak ve popülarite beraberinde bazı dedikodular ve eleştiriler de getiriyor tabii ki! Bir kesim onun sadece güzel bir vücuda sahip olduğu ve yakışıklılığı sayesinde bu kadar popüler olduğunu iddia ediyor. Bu yaklaşım da Taylor’ı çok üzüyor. Filmdeki en genç oyuncu olmasının yanı sıra kitaptaki Jacob karakterine uygun bir tip haline gelebilmek için verdiği mücadele biraz göz ardı ediliyor. Çok ironik değil mi, rolü kapmak için harika bir vücuda sahip oldu, ama şimdi herkes oyunculuğundan çok onun harika fiziğinden bahsediyor! Ama Taylor, aksini ispat etmek için hiç boş durmuyor! Tüm dünyayla birlikte ülkemizde de 12 Şubat 2010’da vizyona girecek bir romantik komedide boy gösteriyor. Üstelik film yıldızlar geçidi gibi! Julia Roberts, Jessica Alba, Anne Hathaway ve Ashton Kutcher da “Sevgililer Günü” filminin diğer oyuncuları!

Nasıl bir çocuktu?
Küçükken yerinde duramayan, süper pozitif, etrafa gülücükler saçan tatlı bir yaramazdı. Bak, kendini nasıl anlatıyor: “6 yaşımdayken atletizmle uğraşmaya başladım. Karatede üç dünya şampiyonluğu ödülüm var. Spor yapmayı her zaman çok sevdim, ama yine de ‘Alacakaranlık’ için bu birikimim yeterli olmadı. Pazılarımı daha da geliştirmem gerekti.”

Çok azimli!
“Alacakaranlık” kitabında çelimsiz bir çocuk olarak tasvir edilen Jacob, kurt adama dönüştükten sonra birden irileşiyor ve kaslı bir yakışıklıya dönüşüveriyor. Doğaüstü bir şekilde gelişme gösteren Jacob’a Taylor’ın da bir an önce yetişmesi gerekiyordu tabii. Bu yüzden “Yeni Ay” öncesinde deliler gibi spor yapan Taylor, tamı tamına 8,5 kilo aldı! İşte ortaya da bu kadar muhteşem bir şey çıktı!

Utandığı anlar
Tamam, vücudu çok güzel ve Taylor, film icabı bunu sergilemek zorunda kalıyor! Ama biliyor musun, tüm gözlerin çıplak vücudu üzerinde odaklanması Taylor’ın hiç hoşuna gitmiyor! “Birçok insanın tişörtsüz fotoğrafımı görmesi ve hakkımda yorumlar yapması çok garip bir his! Hatta biraz utanç verici” diyen Taylor, gün geçtikçe daha da utangaç bir yakışıklıya dönüşüyor galiba!

Nasıl kızlardan hoşlanıyor?
“Eğlenceli kızları seviyorum. Bir kızda aradığım en önemli özellik, benim yanımdayken rahat olabilmesi. Pek çok kız, yanımdayken tedirgin oluyor ve içlerindeki enerjiyi çıkarabilmek için ben uğraşmak zorunda kalıyorum. Benimle gülen, şakalaşan ve samimi olan bir kız beni tavlayabilir. Kendime dürüst bir kız arkadaş arıyorum. Tıpkı Alacakaranlık’taki Bella’nın karakterine sahip birine aşık olabilirdim” diyor Taylor!

10 parmağında 10 marifet!
Sportmen kişiliğinin yanında yakışıklımızın müziğe de büyük ilgisi var. Üstelik gizli bir müzik geçmişinden bahsedebiliriz. 2005 yılında rol aldığı “Shark Boy ve Lava Girl” filminde şarkı söyledi. 2006’da üç arkadaşıyla Nashville’de bir şarkı kaydetti. Ayrıca bir okul projesi için eski kız arkadaşı Sara Hicks’le birlikte “Apologize” isminde bir şarkı yaptı. Kendisi “Hiçbir zaman büyük bir şarkıcı olmak için iddialı olmadım” dese de bunu zaman gösterecek!

Gerginken ne yapar?
Pek çoğumuz gibi sinirli ve gergin olduğu anlarda Taylor da sürekli bacağını sallıyor. Üstelik bunun hiç farkına varmıyor. Oturduğu masa ve sandalye sallanmaya başlayınca, insanlar bunu Taylor’ın yaptığını anlıyor:) Taylor da bu alışkanlığı için “En kötü huyum” diyor.

Kankaları onu çok seviyor
“Twilight Saga: Tutulma”daki rol arkadaşları, Taylor’ın en güzel yönlerini anlatırsa…

• “Sık sık ‘Teşekkür ederim’ diyor. Anne ve babasından çok iyi aile terbiyesi almış çünkü:)” (Chaske Spencer)
• “Dışarı eğlenmeye çıktığımız zaman ‘Size bir şov yapayım mı?’ diyor ve ayağındaki kocaman botlarla bize harika bir dans şov yapıyor. Dans etmeye bayılıyor.” (Justin Chon)
• “Çok güvenilir bir arkadaş, en zor anınızda hep yanınızdadır.” (Michael Welch)
• “Taylor, hakkında bilmediğiniz çok önemli bir şey var; o gerçekten çok iyi bir şarkıcı! Hiç sesini dinlediniz mi?” (BooBoo Stewart)
• “Yeni Ay’da Jacob çok suratsız bir karaktere dönüşüyor. Taylor ise çok sevimli bir tip, hep gülüyor. Buradan onun ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu görebilirsiniz!” (Edi Gathegi)


Ocak 2010: Yusuf Güney`e soru yağmuru

Yakışıklı popçu Yusuf Güney'le kızlardan, aşktan, gelecek planlarından konuştuk!

Ocak 2010: Yusuf Güney`e soru yağmuru

Yusuf Güney'e soru yağmuru

* Müzikle ilgilenmeye nasıl başladın?
20 yaşına kadar müzikle pek ilgim yoktu. Sadece çok iyi bir dinleyiciydim. Bu arada çok da utangaçtım. Birine aşık olsam gidip ona açılamazdım. Eline mektubu sokuşturur, kaçardım. "Lütfen evde oku" derdim! Sonra şiirler yazmaya başladım. Şiirlerden önce de telefonla melodi yapmaya başlamıştım. Kafamdan istediğim şarkıyı düşünüp çalabiliyordum. Ve bunu satıp para kazanıyordum. Böylece müzik kulağımın olduğunu keşfettim. Kendime bir org aldım ve melodiler yapmaya başladım. Şiirlerin üzerine beste yapmaya çalıştım. Ortaya güzel şeyler çıkmaya başladı. Hatta şu an albümde bulunan "Canımdın Sen" ilk bestemdir. Rafet El Roman'la tanışmama vesile olan şarkı da o.

* Nasıl tanıştınız Rafet El Roman'la?
Onunla tanışmayı çok istiyordum. Arkadaşlarım bana sürpriz yaparak, doğum günümde beni Londra'daki Rafet konserine götürdüler. Onu gökte ararken yerde bulmuştum! Konser bitince kulisine gittim. Hazırladığım şarkıyı ona söylemek istiyordum. Ama beni içeri almadılar. Tam o sırada orada bir gazeteci gördüm. Yanına giderek basın kartını ve kamerasını istedim. Gazeteci kılığına girdim ve içeri girdim! Sonra da gerçeği açıkladım ve şarkımı albümünde okursa çok mutlu olacağımı söyledim. "Bu kadar eziyete katlandığına göre güzel bir şeydir" dedi. Bir anda bütün utangaçlığım gitti ve şarkımı okudum. "Niye bana veriyorsun, kendin oku, süper okuyorsun" dedi. Bana albüm yapacağını söyledi! Sonra bir de baktım ki, bir yıl içinde 150 beste yapmışım!

* Çıkış parçan olan "Aşk-ı Virane"nin bir hikayesi var mı?
Bir gün trende giderken bir arkadaşım aradı. "Sevgilimle ne yapacağım; sevsem olmuyor, sevmesem de" dedi ve telefonu kapattı. Kendi yaşadıklarımı da üzerine ekleyince sözler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı ve şarkıyı bir saat içinde bitirdim!

* Artık ünlü birisin! Peki, ünlü olmanın en büyük zorluğu neymiş sence?
Hakkınızda asılsız haberler çıkması! Kankam olan ve çok sevdiğim dostlarımla bile aşk yaşadığımı yazdılar:(
* Nasıl bir sevgilisin?
Duygusal ve sevince tam seven biriyim. Karşımdakini mutlu etmesini çok iyi bilirim. Zaten ilişkiye başladığımda karşımdaki insanı araştırırım, neleri sever öğrenirim ve onu şaşırtmaya bayılırım.

* Kıskanç mısın peki?
Her seven insan kadar! Ama başkasının yanında yapmamak lazım, kendini kötü hissetmesin.

* Aşık olmak seni korkutur mu?
Bu aralar korkmaya başladım. Çünkü hüsrana uğramak istemiyorum.

* Belli ki kalbin kırılmış! Peki, senin kalp kırdığın oldu mu?
Oldu, ama istemeyerek. Eğer karşınızdakine karşı bir şey hissedemiyorsanız onun duygularına karşılık veremiyorsunuz çünkü.

* Sence en sancılı aşk hangisi?
Tek taraflı aşk!
* Aşkın ömrü ne kadar?
Bazen hiç yok, bazen de ebediyete kadar.

* Sevgilinle kavga ettin diyelim... Sakinleşmek için ne yaparsın?
Hiç üzerine gitmem, sakinleşmesini beklerim ve sakinleştiği zaman durumu düzeltmeye çalışırım. Düzelmiyorsa da kendi içime kapanır ve onun bir şeyler yapmasını beklerim.

* Ayrılıkla acısıyla nasıl başa çıkarsın?
Beste yaparak ve şarkı söyleyerek unutmaya çalışırım.

* Sence genç kızlar seni neden bu kadar çok seviyorlar?
Doğal olduğum için olabilir. Komplekslerim hiç yoktur. Biri bana "çok çirkinsin" derse "teşekkür ederim" derim:)

* Sen nasıl kızlardan hoşlanırsın?
Güzel görünen kızlardan!

* Peki, kişilik olarak?
Beni fazla sıkboğaz etmemesi lazım. Üzerime çok düşülmesinden hoşlanmıyorum.
* Sence kızları anlama konusunda başarılı mısın?
Eskiden kızları çözmek çok zor geliyordu. Ne yapmak istediklerini bilemiyordum. Ama yaşadığım ilişkiler sayesinde tecrübe kazandım ve artık onları daha iyi anlıyorum.
* Nasıl bir öğrenciydin?
Pek ders çalışmazdım. Öğretmenin anlattıklarını dinleyerek sınıf geçerdim. Çok yaramaz ve dik kafalıydım.

* Kopya çeker miydin?
Evet! Ama kopya kötü bir şey! Şimdi olsa çalışırdım.

* Kendinde en sevdiğin özellikler neler?
Rahat ve doğalım. Ufak şeylerden bile mutlu olabilen bir insanım.

* Peki, en sevmediğin huyların hangileri?
Bazen çok agresif olabiliyorum. Haksızlığa hiç gelemiyorum.

* Genelde nerelerde takılıyorsun?
İstanbul'dayken genelde evde vakit geçirmeyi seviyorum. Film izliyorum, kitap okuyorum, araştırmalar yapıyorum.

* İleride oyunculuk yapmayı düşünüyor musun?
İstiyorum, ama şimdi değil. Önce müzikte bir kariyer yapmalıyım. Daha zamanı var!

* Bir zaman makinesi olsaydı, sen hangi yıllara gitmek isterdin?
1200-1300'lü yıllara giderdim. Osmanlı`nın en şaşalı zamanları! O zamanlarda yaşamak isterdim!

* En büyük hayalin ne?
Yaptığım işte ilerleyip, başarılı olmak ve çok güzel yerlere gelmek.

* Issız bir adaya düşsen yanına almayacağın üç şey ne olurdu?
Televizyon, eski sevgilim ve telefon!

* Fala inanır mısın?
İnanmam, ama falsız da kalmam. Ben de güzel kahve falı bakarım. Çoğu zaman da tutar! Çünkü bunu karşımdaki insanın zihnini okuyarak yapmaya çalışıyorum!

* Uzayda yaşam olduğuna inanıyor musun?
Evet. Dünyanın dışındaki gezegenlerde yaşayan binlerce alem var bence. Bir gün dünyaya da gelebilirler!

Kaplumağa

Kaplumbağa (ya da tosbağa) Testudines takımını oluşturan çok sert ve kemiksi bir kabuk içinde yaşayan, ağır yürüyüşlü, dört ayaklı, sürüngen bir hayvandır.
Hareketleri yönünden ne kadar telaşsız ve ağır hayvanlarsa onların tarih boyunca gelişimi de o kadar yavaş olmuştur. Kaplumbağalar, öteki sürüngenlerle birlikte Mezozoik'in ilk dönemi olan Trias Çağı'nda ortaya çıktılar. 200 milyon yıldan beri kaplumbağaların vücut yapıları önemli hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Halbuki kaplumbağalar, dünyada soyu henüz tükenmemiş en eski hayvanlardandır.
Açlığa pek dayanıklıdırlar. Çok uzun ömürlüdürler. Yüz, yüz elli yıl kadar yaşarlar.
Kaplumbağa sık sık ölümsü bir uykuya dalar. Yaşadığı çevrede sıcaklık düşmeye başlayınca hayvan iyice uyuşup kalır. Bol Güneş ışığı alan kuru topraklarda kendine bir delik kazıp bütün kışı orada geçirmek üzere içine girer.
Günümüzde, soyunu sürdürmekte olan 250'ye yakın kaplumbağa türü bulunmaktadır.



Hovawart zeki, kararlı, itaatkar ve özellikle efendisine karşı duygulu bir köpektir. Erken yaşta eğitilmek istemez, çünkü bu yaşlarda sahip olduğu canlılığı ve neşeyi bir süre daha korumak ister.

Özellikle ahırlara, tarlalara, kır evlerine uyumlu, dikkat çekici bir bekçi köpeğidir. Zorluklarla dolu arazileri kolayca aşma yeteneğine sahiptir.

_ GrUp Gripin _



BİYOGRAFİ
09-11-1978 tarihinde doğan S. Birol Namoğlu, amatör müziğe İSTEK Kemal Atatürk lisesinde okurken Emir işılay ve Murat Emre ile beraber kurdukları lise grubunda vokalistlik yaparak başladı. Bu grupla lise festivallerinde çaldı.

1998 yılında Serdar Derekoy ve Mustafa Keçeli ile beraber kurduğu Yanki grubu ile BoğaziçiÜniversitesi 1. Amatör Müzik yarışmasında en iyi erkek solist ödülünü, Yanki grubu da en iyi performans, en iyi grup ve jüri özel ödüllerini aldı. 1999'da Evren Gülçığ ile beraber Gripin'i kurdu.

06-09-77 tarihinde doğan Evren Gülçığ, 1993 yılında Şişli Terakki Lisesi'ndeki grubuyla Altın Mikrofon 2.lik ödülünü aldı. 1994-1995 arasında Emir Işılay ile kurduğu Pharoh isimli grupta gitar caldı. 1997 yılında Birol Namoğlu ile beraber “İsmi Lazım Değil” bir grupta gitar çaldı. 1997-1998 yılları arasında bir yandan Pera Güzel Sanatlar'da caz armonisi eğitimi alırken bir yandan tiyatro müzikleri hazırladı. 1999 da Birol Namoğlu ile beraber Gripin'i kurdu.

21-02-1982 tarihinde doğan Arda İnceoğlu, amatör müzik hayatına Evrim Lisesi'nde başladı. Lise konserleri ve yarışmalara katıldı. 2001 yılında Kung fu ile çalışmaya başladı. Kung Fu ile birçok konser ve festivaller ile beraber Line ve Kadıköy Budha Bar'da çaldi. 2002 yılı yazında Gripin'e geldi.

26-12-1981 tarihinde doğan Murat Başdoğan, amatör müzik hayatına Şişli Terakki Lisesi`nde başlayan bir diğer Gripin üyesi olan Murat, Krem Sedef ile beraber kurduğu Popcorn adlı okul grubuyla birçok lise festivalinde sahneye çıktı. 2001 yılında kendini aniden Gripin'de buldu.

22-05-1980 tarihinde doğan İlker Baliç, Kadıköy Anadolu Lisesi Grubu şeklinde kurdukları kung fu ile 9 sene çaldı. 2000'de Gripin'e katıldı. Halen cumaları Kung Fu ile Budha Bar'da sahne alıyor.

!-- NIRVANA --!


Nirvana, ABD'li rock grubu. Gitar ve vokalde Kurt Cobain, bas gitarda Krist Novoselic ve bateride Dave Grohl bulunmaktadır. 1989 yılında çıkardığı ilk albümle Bleach sesini pek duyurmayan grup, 1991 yılında çıkardığı Nevermind albümü ile müzik dünyasında tam anlamıyla bir çığır açtı.Fakat Billboard 200 number-one albüm listesinde Micheal jackson'ı tahtından indiremedi. Albümün ilk single'ıSmells Like Teen Spirit ilk çıktığı yıllarda dev bir hayranlık kitlesi oluşturdu ve kısa zamanlarda dünyanın en iyi şarkılarından biri haline geldi. 4/4'lük ritm kalıplarıyla, yalın fakat akılda yer tutan melodileriyle ve vurucu sözleriyle kendine özgün bir tarz oluşturan solist Kurt Cobain, aynı zamanda çalkantılı yaşamı ve uyuşturucu bağımlılığı ile de gündeme gelmiştir. 1993 yılında In Utero albümünü çıkaran grup başarısını sürdürmüştür. 1994 yılında Kurt Cobain'in ölümüyle grup dağılmıştır.

NoT: Bilgide de yazdığı gibi hayranlık kitlesi oluşturan Smells Like Teen Spirit'i dinlemelisiniz...
;) Ayrıca Nevermind albümü de çok tutuluyor... Rock sevenler bu grubu dinlemeli..!
Kaynak: www.wikipedia.org

Isaac Newton

Isaac Newton, (Gregoryen takvimi için: d. 4 Ocak 1643 – ö. 31 Mart 1727)(Jülyen takvimi için: 25 Aralık 1642-20 Mart 1726), İngiliz fizikçi, matematikçi, astronom, mucit, filozof, ilahiyatçı. En büyük matematikçi ve bilim adamlarından biri olduğu düşünülür. Bilim devrimine ve heliyosentirizm'in gelişmesinde katkıları olmuştur.

Isaac Newton İngiltere'nin Lincolnshire(tam bilin miyor bazı kaynaklar isa waalsthsnp olduğunu söylüyor ) kentinde doğdu. Çiftçi olan babasını, doğumundan üç ay önce kaybetmişti. Annesi ikinci kez evlendi. İkinci evlilikten üç üvey kardeşi olan Isaac Newton anneannesinde kalıyordu. On iki yaşında Grantham'da King's School'a yazılan Newton, bu okulu 1661'de bitirdi. Aynı yılCambridge Üniversitesi'ndeki Trinity Koleji'ne girdi. Nisan 1665'te bu okuldan lisans derecesini aldı. Lisansüstü çalışmalarına başlayacağı sırada ortalığı saran veba salgını yüzünden eve hacizgeldi.

Salgından korunma amacıyla annesinin çiftliğine sığınan Newton, burada geçirdiği iki yıl boyunca en önemli buluşlarını gerçekleştirdi. 1667'de Trinity Kolleje öğretim üyesi olarak döndüğünde diferansiyel ve integral hesabın temellerini atmış, beyaz ışığı oluşturan renklere ulaşmıştı. Çekingenliği yüzünden Newton her biri bilimde devrim yaratacak nitelikteki bu buluşların çoğunu uzun yıllar sonra (örneğin diferansiyel ve integral hesabı 38 yıl sonra) yayınlamıştır.

Lisansüstü çalışmasını ertesi yıl tamamlayan Newton 1669'da henüz 27 yaşındayken Cambridge Üniversitesi'nde matematik profesörlüğüne getirildi. 1671'de ilk aynalı teleskopu yaptı ve ertesi yıl Royal Society üyeliğine seçildi. Royal Society'e sunduğu renk olgusuna ilişkin bildirisinin eleştirilere hedef olması, özellikle Robert Hooke tarafından şiddetle eleştirilmesi üzerine Newton tümüyle içine kapanarak, bilim dünyasıyla ilişkisini kesti.

1675'de optik konusundaki iki bildirisi yeni tartışmalara yol açtı. Hooke makalelerdeki bazı sonuçların kendi buluşu olduğunu, Newton'un bunlara sahip çıktığını öne sürdü. Bütün bu tartışma ve eleştiriler sonucunda 1678'de ruhsal bunalıma giren Newton ancak yakın dostu ünlü astronom ve matematikçi Edmond Halley'in çabalarıyla altı yıl sonra bilimsel çalışmalarına geri döndü.

Newton'un başına elma düşmesiyle yerçekimini keşfettiği yer, Cambridge'deki Botanik bahçesi'nde bulunuyor.
Isaac Newton'un kendisine ait ilk basım Principia, Üstünde kendi el yazısı ile ikinci basımda yapılacak değişiklikler yer alıyor.

Cambridge Üniversitesi'nde Katolikliği yaygınlaştırma ve egemen kılma çabalarına karşı başlatılan direniş hareketine öncülük eden Newton, kral düşürüldükten sonra 1689'da üniversitenin parlamentodaki temsilciliğine seçildi. 1693'de yeniden bir ruhsal bunalıma girdi ve yakın dostlarıyla Samuel Pepys ve John Locke ile arası bozuldu. İki yıl süren bir dinlenme döneminden sonra sağlığına yeniden kavuştuysa da bundan sonraki yaşamında bilimsel çalışmaya eskisi gibi ilgi duymadı. Daha sonra 1699'da Fransız Bilimler Akademisi'nin yabancı üyeliğine 1703'de Royal Society'nin başkanlığına seçildi.

Newton 'Eğer diğer insanlardan ileriyi görebiliyorsam, bu devlerin omuzlarında olduğum içindir.' diyerek kendine yardım edenleri unutmadığını göstermiştir.

Nisan : 2010 Renkli kişilik Mercan

“Sana Değil Kardeşine” şarkısıyla hayatımıza giren Mercan, çok renkli bir kişilik! Sen de onun renkli dünyasına göz atmak ve hayatındaki ilkleri öğrenmek ister misin?

Mart 2010: Aşkla yola çıktı, kazandı!

Müzik kanallarını ve radyoları esir alan Ceynur’u daha yakından tanımak ister misin?

Şubat 2010: Herkesin sevgilisi Taylor Lautner

12 Şubat’ta “Sevgililer Günü” filmi ile karşımızda olacak Taylor Lautner, romantik, eğlenceli ve üstelik artık çok zengin bir yakışıklı!

Ocak 2010: Yusuf Güney`e soru yağmuru

Yakışıklı popçu Yusuf Güney'le kızlardan, aşktan, gelecek planlarından konuştuk!

DEVAMI AZ SONRA...

:)

The Punisher

Hikayesi [değiştir]

Punisher'ın gerçek adı Frank Castle'dir. Punisher suçla savaş için, işkence, adam kaçırma ,tehdit, öldürme gibi yöntemleri geçerli sayan bir karakterdir. Ailesi New York Central Park' ta bir mafya cinayetine tanık olması ve mafyanın bunu farketmesi üzerine öldürülmüştür. Bunun üzerine Frank Castle mafyayla, her tip suçlularla, teröristlerle savaşan bir adam, Punisher'a dönüşmüştür. Birçok insan tarafından ailesinin intikamını almaya çalıştığı sanılsada, aslında düşüncesi bütün kötüleri cezalandırmakdır.

Hayali biyografisi [değiştir]

Gençliği [değiştir]

Queens, New York' ta doğmuştur, genç Francis Castiglione bir Katolik papazı olmak için eğitim almıştır ancak kötülük yapanları affedemediği için vazgeçmiştir.

Askerlik [değiştir]

ABD Deniz Piyadeleri'ne katılmıştır ve yüzbaşı rütbesine yükselmiştir. İlk çocuklarına hamile olan kız arkadaşı Maria'yla evlenmiştir.

ABD Deniz Piyadeleri' nde, acemi eğitimini aldıktan sonra, piyade okuluna gitmiştir. Hemen ardından keşif, keşif gücü ve keskin nişancı okullarına da katılmıştır. Daha sonraları Amerikan Ordusu Hava piyadelerinin okuluna ve Amerikan Deniz Kuvvetleri'nde Underwater Demolition Team (Navy SEALs kurulmadan önce onunla aynı işi yapan özel kuvvet birimi) eğitimi almıştır ve bir Navy SEAL olmaya hak kazanmıştır. Hala eğitimdeyken bir kızılderili olan Phan Bighawk'la tanışmıştır, Castle'ın rehberi olarak görevlendirilen Phan Bighawk, Castle' a vahşi doğada hayatta kalmayı öğrenmiştir.

Eğitiminden sonra, Vietnam Savaşı'nda savaştı. Ayrıca yakaladığı bir Vietnamlı kadın savaşçıya tecavüz etmeye kalkışan bir askerini suda boğarak öldürdü. Birçok çatışmaya girdi ve Vietnamlıların Valley Forge askeri üssüne yaptığı saldırıdan bir tek o canlı kurtuldu. Bütün Amerikan askerleri öldükten sonra tek başına onlarca Vietnamlıyı öldürdü. Çatışma sırasında bütün Amerikan askerleri ve saldıran bütün Vietnamlılar öldü. Vietnam' daki başarılarından dolayı, Medal of Honor (Amerikan Ordusunda bir askere verilen en yüksek madalya), 3 kez Navy Cross, 3 kez Silver Star, Bronze Stars, 4 kezde Purple Heart ve Presidential Medal Of Freedom madalyasıyla ödüllendirildi.

İlk Vietnam turunu tamamladıktan sonra, ikinci kez Vietnam' a gitti. Toplamda Vietnamda 4 yıl görev aldı. Vietnam'daki Amerikan birliklerinin tamamı geri çekilip savaş bittikten sonrada, Deniz Piyadeleri Keşif Komandoları için üst New York eyaletinde Black Ops görevlerini yürüttü.

Ailesinin ölümü [değiştir]

1976'da, Castle,eşi Maria, ve çocukları Lisa ve Frank jr. Central Park'ta piknik yaparken, bir cinayetine tanık olurlar, muhbirlik yaptığı için ağaca asılan bir adama. Tanık bırakmamak için Castle ve ailesinide vururlar, ancak Castle hayatta kalır ve polis kayıtlarından bütün suçluları tanır. Polis gerekenin yapılacağını söyler ancak hiç bir şey yapılmaz. Polisin Costa suç örgütü ile bağları çok derindir ve yüksek rütbeli birçok polis Costa örgütünden rüşvet almaktadır. Ailesinin ölümü yüzünden yıkılan ve polisin bu konuda hiç bir şey yapmamasından rahatsız olan Castle, suçluların alabileceği tek cezanın, fiziksel yokoluşları olduğuna karar verir. Kısa süre sonra vücut zırhının üstüne ölümün işareti olan kuru-kafa işaretini boyar, ve suçluları cezalandırdığı görevine başlar. O zamandan beri suça karşı tek kişilik bir savaşı devam ettirmektedir.

Suçla savaş [değiştir]

Punisher çizgi-romanlarında Mafya, Rus Mafyası, Yakuza, Kolombiya ve Meksika'lı uyuşturucu kartelleri, Çin mafyası, İrlanda çeteleri, motorcu çeteler, sokak çeteleri, katiller, tecavüzcüler, psikopatlar, sadistler, hırsızlar, rüşvetçi devlet memurları ve rüşvetçi polislerle savaşmıştır. Ayrıca uyuşturucu, kara para aklama ve insan ticareti gibi işleri yapanlarada birçok saldırıda bulunmuştur. Organize suçla uzun süredir savaştığı için bu tip organizasyonların çoğu hareketlerini ve planlarınıda genelde tahmin edebilmektedir. Bu organizasyonların çoğu hem kendi adamlarını kullanarak hem de kiralık katiller kullanarak Punisher'ı öldürtmeye çalışmıştır.

Yaşayan en tehlikeli suçlulardan birisi olarak gösterilmektedir ve birçok kez yakalanmıştır ve Rykers Adası (Gerçek hayattaki Rikers İsland' ın Marvel evrenindeki adı) hapishanesine gönderilmiştir. O hapishaneye gönderildiğindede birçok katil ve çete büyük sayı üstünlükleriyle saldırmışlardır, ancak çoğu dövüşü Punisher hemen hemen hiç yara almadan kazanmayı başarmıştır. Punisher , herhangi bir şekilde hareketsiz kaldığı zaman (hapishaneye gönderildiği zamanlar, gözaltında olduğu zamanlar) daima egzersiz yapar. Bunun dışında serbest olduğu zamanlardada düzenli biçimde egzersiz yapar ve mümkün olduğu kadar sıkı bir diyet uygular.

Punisher sabit olarak bir yerde ikamet etmez, New York şehri içinde birçok güvenli eve (ing. safehouse) sahiptir. Ayrıca suçla savaş için,İngiltere'ye, İrlanda'ya, Güney Amerika'ya, Afganistan'a, Rusya'ya ve daha birçok ülkeye gitmiştir. Çok tehlikeli bir suçlu olarak görülmektedir, CİA, FBİ ve S.H.İ.E.L.D (Marvel Evreninde yaratılan hayali bir istihbarat örgütü) gibi örgütler onu yakalamak için birçok denemede bulunmuşlardır ancak yine de birçok önemli rütbedeki personel onun yöntemlerini ve suçla savaş için yaptıklarını haklı bulmaktadır ve ona karşı herhangi bir operasyon düzenlemeyi reddetmektedir.

Yetenekleri [değiştir]

Punisher, fiziksel olarak çok sıkı egzersiz yapan bir insanın gücüne sahiptir. Oldukça ağır biçimde beden eğitimi çalışır, hergün güvenli evlerinde sahip olduğu poligonlarda ateş eder.

Punisher yüksek yeteneklere sahip, deneyimli bir savaşçıdır. Mükemmel savaş kayıtlarına sahip bir deniz piyadesidir. Castle Vietnam'a ikinci gidişinde bir keskin nişancı olarak görev yapmıştır. Ayrıca ABD Deniz Piyadeleri'nin keskin nişancı, piyade ve keşif okullarını bitirmiştir. AyrıcaNavy SEALs, UDT (Underwater Demolition Team), LRRP(Uzun mesafe keşif devriye) ve hava komandosu olabilmek için Amerikan Özel Harekat Birlikleri eğitiminide almıştır. Ayrıca bir eğitim programı için için Avustralya'ya gönderilmiştir ve Avustralya SAS'ında eğitim almıştır.

Yakın dövüştede çok etkilidir. Nash Ryu Ju Jitsu'yu (Castle'a yakın dövüş eğitimini veren ustası tarafından yaratılan dört dövüş sanatının bir karışımı) ve Marine Corps LİNE dövüş sistemini tercih eder. Ayrıca Nash Ryu' dan çok yüksek seviyede Ninjutsu eğitimi almıştır. Bıçakları çok iyi kullanabilir ve üzerinde en az 3 ya da 4 bıçak tarzı silah bulundurur.

Yalnızca bir kaç konvansiyonel silahla ve ailesini öldürenlere olan nefretiyle, bir düzine iyi eğitimli, tecrübeli ve iyi silahlanmış rakibini tek bir çatışmada öldürüp, nerdeyse hiç yaralanmadan kaçabilecek kadar beceriklidir ve yüksek askeri eğitimi bunu sağlamaktadır. Ayrıca çok iyi nişancıdır ve tek bir eliyle çok ağır silahları taşıyabilir.

Silahları [değiştir]

Punisher öldürdüğü suçlulardan aldığı ve askeri kaynaklarının ona sağladığı silahları kullanır. Güvenli evlerinde birçok silah bulundurur.

Castle sık sık silahlarını optiklerle, reflex dürbünleriyle, gece görüş dürbünleriyle, fenerlerle, bomba atarlarla, susturucularla, yüksek kapasiteli şarjörlerle modifiye eder ve yapacağı göreve göre çukur uçlu (ing. hollow point - çekirdek yaklaşık olarak %68, bazı özel mermilerde ise %300 oranında genişler ve keskin uçları vurulan kişinin iç organlarını yırtar ), zırh delici (genelde merminin çekirdek kısmı tungsten ya da çelik gibi sert metallerden yapılır), düşük hızlı (gürültüyü azaltır) ve daha birçok çeşitte mermi kullanır.

Punisher daha eski olan çizgi-romanlarında genelde Vietnam'dan kalma 223. Remington atan bir M16, Browning Llama tabancası ve M60makineli tüfeği kullanırdı ancak şu anda devam eden Max 'tan yayınlanan serisinde genellikle SOPMOD paketleriyle görevinin gerektirdiği şekilde modifiye ettiği M4 karabina, M60 makineli tüfeği, HK USP, Sig Sauer P226 tabancaları ve pompalı tüfekler kullanmaktadır.

Yine eski çizgi-romanlarında araç olarak modifiye edilmiş vanları kullanmaktaydı. Bu vanlar genellikle ağır zırhla güçlendirilmiş, yüksek motor modifikasyonlarına sahip, birçok silah barındıran ve yüksek telekomünikasyon olanakları sağlayan özelliklere sahipti. Ayrıca birçok çizgi-romanında motorsiklet, helikopter, hız botları gibi araçları kullanmıştır. Marvel Max serisinde ise genelde Hummer H1, Humvee ve başka arazi araçlarını tercih eder.

Kostüm [değiştir]

Punisher' ın ilk kostümü Kevlar' dan yapılmış tüm vücudunu kaplayan ve göğsünde kurukafa işareti barındıran bir kostümdü. Castle' a göre kurukafa suçluların dikkatini o yöne çekip onun başına nişan almaları yerine oldukça sağlam bir zırh giydiği gövdesine ateş etmelerine sebep olmaktaydı. Ayrıca kurukafa işareti birçok suçluluyu psikolojik olarak etkiliyordu. Kurukafa işaretinin her dişinede bir şarjör mermi yerleştimişti.

Marvel Max serisinde ise Castle önünde kurukafa işareti bulunan bir tişört giyer. Bunun dışında deri ceketler, trençkotlar, askeri botlar, vücut zırhları, kevlar yelekler, askeri kamuflajlar giyer.

Punisher War Journal V2' de ise genelde kendi kostümünü giyer ancak Marvel evrenindeki iç savaşın bitmesinden sonra ölen Captain America' ya bir saygı duruşu olarak onun kostümünün kendi kostümüyle bir karışımı gibi duran bir kostümü bir süre giymiştir.

Kişiliği [değiştir]

Punisher birçok çizgi-roman kahramınından farklıdır. Hemen hemen (Marvel' ın İç Savaş isimli serisinde (Civil War) bir kısım süper-kahraman gerçek kimliklerini devlete açıklayarak ve Amerikan hükümetinin emrine girerek yasallaşmışlardır) bütün çizgi-roman kahramanları yaptıkları işi yasadışı olarak yapsalarda Punisher soğukkanlı bir katildir. Ayrıca hiçbir özel gücü bulunmamaktadır ve tüm yeteneklerini düzenli, ağır eğitimine ve egzersizlere borçludur.

Yine birçok kahramandan farklı olarak, Castle' ın çift-kimliği, gerçek hayatta bir işi, bilinen bir hobisi yoktur. Sadece bir kaç tane arkadaşı vardır. Neredeyse tüm zamanını operasyonlarını planlayarak, egzersiz yaparak, operasyon düzenleyerek, silahlarını temizleyerek ve modifiye ederek geçirir. Öldürdüğü suçlulardan aldığı paraları ise yiyecek, silah ve cephane almak ve güvenli evlerinin kiralarını ödemek için kullanır.

Castle ayrıca polisin ve halkın onun hakkında ne düşündüğünüde umursamaz, ve rüşvetçi polisleride öldürür. Halk, polis kuvvetleri, istihbarat teşkilatları ve süper-kahramanların çoğu tarafından tehlikeli bir suçlu olarak görülür.

Suçlular ve adalet üzerine düşünceleri [değiştir]

Punisher yıllarca sürdürdüğü suçla savaştan sonra ABD'li yasalarındaki adaletin yeterli olmadığı birçok hakimin ve polisin rüşvetçi olduğunu düşünmeye başlamıştır. Hem Marvel Knights hem de MAX serilerinde Punisher'ın kötüleri öldürme sebebi, sıradan insanların kendisi gibi acı çekmesini istememesidir. Bazı yüksek rütbeli polisler ve federal ajanlar Castle yasaların dokunamayacağı kadar büyük olan suçluları öldürdüğü için onun tutuklanmasına karşı çıkmaktadırlar.

Devam eden serileri

Şu anda devam eden iki serisi bulunmaktadır. Birincisi MAX' tan yayınlanan ve yetişkinlere yönelik olarak hazırlanan ve süper kahramanları barındırmayan seridir. Diğeri ise hikâyenin daha çok süper kahramanların üzerine olduğu Marvel Comics'in yayınladığı Punisher War Journal vol. 2 isimli seridir.

Max serisi

Garth Ennis tarafından yazılan seri farklı çizerler tarafından resmedilmektedir. Günümüzde New York şehrinde geçmektedir. Hiç bir süper kahramanı barındırmaz. Frank Castle, 50' li yaşların sonunda resmedilmektedir. Yaklaşık 30 yıldır suçluları öldürdüğü belirtilmiştir. Punisher' ın çoğu çizgi-romanı daha çok yetişkinlere yönelik olsa da bu seri en karanlık ve kanlı olanı olarak bilinmektedir. Ayrıca yazar Garth Ennis 60' ıncı sayıya ulaşan seriyi bırakmıştır.

Punisher War Journal V2

Dostları [

Düşmanları [değiştir]

Filmi [değiştir]

1989 yılında bir filmi çekilmiştir. Bu filmin başrollerini Dolph Lundgren, Louis Gosset, Jr., Jéroen Krabbe paylaşmıştır. Ancak video piyasasına yönelik bu ilk film, başarısız olmuştur.

2004 yılında 1989 yapımı filmi yeniden çekilmiştir. Bu filmin başrollerini Tom Jane ve John Travolta paylaşmıştır.Ayrıca Tom Jane, Punisher 2'yi bıraktığını açıklamıştır. Punisher'ın gerçek adı Frank Castle'dir. Frank, altı dil bilen bir ajan ve teğmendir.

Bir gün işi gereği bir mafya babasının oğlunu öldürmüştür. Daha sonra hiçbir şeyden haberi olmayan Castle, tüm ailesiyle beraber bir tatildedir. Fakat mafya babası tüm adamlarını Frank'in ailesinin üstüne salınca işler değişir ve Frank'in tüm ailesi bu tatilde öldürülür. Aynı zamanda Frank öldü sanılır. Ama hayatta kalmayı başarır. Ve artık intikamdan daha ileri bir duyguyla New York'a geri dönen Frank artık hiç insaf tanımayan, sadistler, tecavüzcüler, katiller ve hırsızları hiç affetmeden öldüren acımasız biri olmuştur ve kendine Punisher yani Cezalandırıcı demiştir.

Punisher : Warzone

Tom Jane filmden ayrılmıştır ve onun yerine Frank Castle rolünü Ray Stevenson oynamıştır Ayrıca film ilk filmden farklıdır ve ilk filmdeki senaryoyu takip etmez. 3. kez Punisher karakteri baştan ele alınır. fakat kendisinden önceki 2 filmine nazaran oldukça yoğun şiddet ve kan içerir. +18 ibaresi ile 2008 yılında amerika ve avrupada çeşitli ülkelerde gösterime girmiştir. Türkiye'ye ise 2009 yılı içerisinde gösterime girmiştir

Şablon:Çizgi romanlar