10 Şubat 2010 Çarşamba

Bunları Biliyor musunuz?

Bunları Biliyormusunuz - 1

  • Kendi dirseğini yalamanın imkansız olduğunu
  • Ördeğin vakvaklamasının yankı yaratmadığını ve bunu kimsenin açıklayamadığını
  • Dünyadaki fotokopi makinelerinde meydana gelen arızaların %23 ünün, makinenin üstüne oturup kendi popolarının fotokopisini çekmek isteyen insanlar sayesinde meydana geldiğini
  • Yaşamın boyunca uyku sırasında yaklaşık 70 böcek ve 10 örümcek yiyeceğini (Mmmmh!!:)
  • İdrarın zifiri karanlıkta parladığını
  • Eğer çok şiddetli hapşırırsan, kaburgalarından birini kırabileceğini
  • Hapşırmayı engellemeye calışırsan, başındaki veya boynundaki damarlardan birinin yırtılabileceğini ve ölebileceğini
  • Hapşırdığın sırada gözlerini açık tutmaya çalışırsan, yerlerinden fırlayabileceklerini
  • Domuzların vücut yapılarından dolayı hiçbir zaman başlarını yukarı kaldırıp gökyüzüne bakamadıklarını
  • Dünya nüfusunun %50 sinin hiç telefonla konuşmadığını
  • Farelerin ve atların kusamadıklarını
  • 1 saat süreyle kulaklıkla birşey dinlemenin kulaktaki bakteri sayısını %700 arttırdığını
  • Çakmağın kibritten önce bulunduğunu
  • Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu
  • Bu yazıyı okuyan insanların %75 inden fazlasının, dirseklerini yalamaya çalışacaklarını
Biliyormuydunuz?

-Gerçekten çok ilginçler, değil mi?
alıntıdır

BaYaN KuŞ


Tarihte betimlenen en eski kuş türlerinden biri olan baykuş, Goldaş'ın By-Kush Koleksiyonu ile şimdi takılarda...

Kocaman gözleri, bilgece bakışları ve sessiz duruşuyla kuşlar dünyasının ilginç sakinlerinden biridir baykuş. Kimi kültürlerde uğursuz sayılsa da gizemli duruşuyla sanki sıradan bir kuş olmadığını anlatmaya çalışır.


Domuz Gribi yalanı...

Sağlık Bakanı ‘mutlaka aşı olunmalı’ dedi, Başbakan Erdoğan ‘olmayacağım’ açıklaması yaptı, ölü sayısı dünya genelinde 13 bini geçti…
Uyuyan gündem ‘Domuz gribi’ bugün yapılan şok bir açıklamayla tekrar uyandı. Avrupa Konseyi Sağlık Birimi Başkanı Wolfgang Wodarg, domuz gribi salgınının dünya çapındaki panikten faydalanmak isteyen ilaç firmalarının başlattığı “sahte bir salgın” olduğunu savundu, ortalık karıştı.

EN BÜYÜK TIP SKANDALI
Domuz gribini “yüzyılın en büyük tıp skandallarından biri” olarak nitelendiren Wodarg, “İlaç firmaları, domuz gribine karşı geliştirdikleri patentli ilaçlarını satmak için, bilim adamlarına ve halk sağlığından sorumlu resmi kurumlara telkinlerde bulunarak, dünya çapında hükumetlerin alarm durumuna geçmesini sağladılar” dedi.
Sonuç olarak insanlar domuz gribi saçmalığından değil, normal grip ve zatürreden ölüyorlar...
TELEFONUN ZARARLARI VE YARARLARI ZARARLARI


Beyin

Cep telefonlarının en yakın olduğu bölge başımız, dolayısıyla beynimiz. Bu da beynin, gönderilen elektromanyetik dalgaları emmesine yolaçıyor. Oysa beynin kendi içinde zaten dört ayrı elektromanyetik alan haritası var. Bunlar birbirleriyle içiçe geçmiş biçimde çalışıyor ve sinyalleri aktarıyorlar. Yani karmaşık bir düzen söz konusu.

Buna dışarıdan bir başka alan eklendiğinde, sinyaller gerçekten karmaşık bir hal alıyor. Dolayısıyla beyin, vücuda yanlış sinyaller gönderebiliyor. Dahası bu dalgalar, beyinde hücreleri çevreleyen bazı dokuları da olumsuz etkiliyorlar.

Sonuç, sinir sistemiyle ilgili hastalıklarda artış, hafıza zayıflaması, neurodejeneretif hastalıklar (beyinde dejenerasyon) ve hatta alzheimer olabiliyor.

Kulak

Cep telefonlarından etkilenen bir diğer bölge de kulak. Henüz kanıtlanmamış olmakla beraber, kulakta duyu bozukluklarının ileride yaşanabileceği varsayılıyor.

Manyetik alanlar, bir takım sesleri duymamamıza veya kalıcı çınlamalara yolaçabiliyor. Zira manyetik alan da bir gürültüdür. Bu da sinir sistemini olumsuz etkiliyor.

Gözler

Daha önce yapılan çalışmalarda, yüksek orandaki elektromanyetik dalgaların, görme bozuklukları yapabileceği ortaya konmuştu. Aynı durum, birikme etkisi sonucunda da ortaya çıkabiliyor.

Göğüsler

World Health Organization/Dünya Sağlık Örgütü'nün yaptırdığı bir çalışmaya göre, cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik dalgalar, melatonin hormonunu sıkıştırıyor. Bu hormonun bloke olması da bazı göğüs kanseri tiplerinin üremisine neden olabiliyor.

Kalp

Cep telefonları, kalbin ritmini hızlandırabiliyor. Özellikle kalp pili veya yapay kalp kapakçığı kullananlarda büyük tehlike yaratabiliyor. Kalbin kasılıp kalmasına yolaçıyor.

Cinsel Organlar

Yüksek frekanstaki elektromanyetik dalgaların, testisleri etkilediği biliniyor. Bunu, yapılan bütün çalışmalar kanıtlamış durumda. Bu durumda, cep telefonunu gereğinden fazla kullanan erkeklerin, ileride iktidarsızlık gibi bir sorun yaşayabilme olasılığı var.

Termoregülatör Sistem

Elektromanyetik dalgalar, vücudun termaregülatör yani ısı sistemini de etkiliyor. Bu durumda vücut ısısı ya durup dururken düşüyor ve titremeler görülüyor veya artıyor ve yüksek ateş ortaya çıkıyor. Tübitak'ın yaptığı bazı araştırmalar da bu yönde.

Yetkililer şöyle diyor: "Fizik tedavi araçlarından biri ısıtma tedavisidir. Elektromanyetik dalgaların dokunun üzerinde ısı etkisi yarattığını burada gözlemleyebilirsiniz. Öyleyse bu dalgaların dokunun üzerinde bir ısınma etkisi yarattığı kesin. Yalnız cep telefonlarında bu kontrollü değil".

Psikomotor Sistem

Yani kas/sinir ileti sistemi de cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik dalgaların kurbanı olabiliyor. Kasların, beynin verdiği emri yerine getirebilmesi, sinirlerin bir uçtan diğer uca yolladığı sinyaller sayesinde oluyor.

Sinirlerin bir ucunun artı, diğer ucunun da eksi olduğunu düşünün. Bu mesajlara, dışarıdan müdahele, sürekli artı veya sürekli eksi mesaj gitmesine yolaçabiliyor. Bu da kontrol ve ileti bozuklukları demek.

Hücreler

Tüm hücrelerin, içiyle dışı arasında bir potansiyel farkı var. Yani hücrenin içine sodyum-potasyumun giriş çıkışı, belli orantıda gerçekleşiyor. Manyetik alan, bunların bazılarını değiştiriyor. Bir takım hücreler hiç etkilenmezken, bazıları biraz, bazıları da çok etkilenip ters çalışmaya başlıyor. Bu ters çalışmanın da olması gerek ama, bazıları gereğinden fazla gerçekleşiyor.

İlaç İletimi

Manyetik dalgalar, vücuttaki iyonları da etkiliyor. Bu da alınan ilaçların, gerekli yerlere daha yavaş ulaşmasına veya hiç ulaşmamasına yolaçıyor.

Özetle, insan vücudu entropi kanunlarına uyuyor. Yani, insanın içi, daima bir karmaşa içindedir. Bu dengeli ve kendi içinde düzeni olan bir karmaşa. Bu kimyasal kaos içinde olduğumuzdan, yaşamımıza devam ediyoruz. Ölünce bu kimyasal reaksiyonlar düz bir hale geliyor. Cep telefonu kullanmak, bu kaosun içine, dışarıdan bir fiziksel enerji sokmak demek. Bu durumda da enerjiyi koyduğunuz yerde bir takım etkiler söz konusu oluyor.

YARARLARI

Cep telefonu ilk başlarda sadece çağrı cihazı olarak günümüze girmişti. Daha sonraları aşagı yukarı 1993 yıllarında ilk olarak sadece ev telefonu gibi bir sistemle çalışan telefonlar hizmete girdi. Bu zamanlar tek sistemli hat vardı tabi bildiğimiz üzere o da turkcell'e türkiyeye bu sistemi ilk kara mehmet yani turkcell'in kurucusu getirmiştir. Daha sonraları teknoloji gelişerek mesajlaşmaları yaptı. Teknoloji o kadar hızlı ilerliyordu ki zamanında 3000 mark olan telefonlar şuan günümüzde yok varsa bile müzededir. Hatlar o zamanın parasıyla neredeyse bir memur maaşı kadardı. Daha sonraları renkli telefonlar çıktı tabi renkli telefonun çıkış sebebi fotograf çeken telefonları çıkarmak içindi. aslında renkli telefonlar daha piyasa sürülmeden fotoğraf çeken telefonları bulmuşlardı. Ama neredeyse cep telefonu kendi kendine bir çağ atlamıştı. Ve bu çağda hızlı koşmak olmazdı. Agır agır sindire sindire gidilmesi gerekiyordu. Yoksa nasıl para kazanacaklar. Günümüzde cep telefonu kimine göre gerçekten ihtiyaç, kimine göre bir el alışkanlığı, kimine göre ise gösteriş kaynağı. Ama şüphe yokki artık hayatımızda olmazsa olmazlar arasına girmiş durumda.
KusuRsuZ HatA kişi çevrimdışı Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-06-2009, 22:48 #3 (permalink)
Standart Cevap: telefonun yararlar ve zararları

buna da dipnot gözüyle bakarsınız

Zararları:

* Gök gürültülü, şimşekler çakılı, yağmurlu bir havada cep telefonu ile konuşmak tepenize yıldırım düşmesine ve %99.9 ölmenize sebep olabilir.

* 5 yıldan fazla süredir cep telefonu ile konuşuyorsanız beyninizde ur çıkma olasılığı yüksektir.

* Dünyanın neresinde olursanız olun, istihbarat teşkilatları tarafından rahatlıkla dinlenirsiniz. Aleyhinizde bir dava açıldığında yetkililer soruşturma kapsamında sizin önünüze bütün telefon görüşme kayıtlarını getirirler siz rencide olur, şaşar kalırsınız.

* Cep telefonu operatörleri sürekli rekabet halinde olduğundan diğer operatörlerle konuşmak hep pahalıdır. Ayrıca devlet sizin cep telefonu ile yaptığınız görüşmeleri “özel işlem” olarak görür ve operatörler üzerinden sizden ÖİV(Özel İşlem Vergisi) alır bu da görüşme ücretlerine yansır.


* Eğer rehberinizde bir çok isim varsa ve siz ücretsiz danışma hattı gibi sürekli aranan bir kişi iseniz telefonunuz açık kaldığı müddetçe sürekli huzursuz olursunuz.

* Nostalji yaşamanıza engel olacaktır. “..zırrrr! zırrrrr!..” diye klasik fonda çalan eski sabit hat telefonlarının o nostaljik atmosferini size unutturur. Bu güzellikler de yaşanmalı.

* Bir araç kullanırken seyir halinde cep telefonu ile görüşme yaparsanız kaza yapma riskiniz vardır. Hatta uçak yolculuğu sırasında bile kaza yapma riski yüksektir.

* Toplu taşıma araçlarının bir çoğunun fren sistemini etkilediği için seyahat sırasında telefonun sadece açık olması bile siz dahil sizden başka araç içinde bulunan bir çok kişinin de hayatını tehlikeye atar.

* Akaryakıt istasyonlarında bir gaz kaçağı var ise cep telefonunda gerçekleşen kısa devre istasyonu havaya uçurabilir.

* Cep telefonuna yerleştirilecek bir mekanizma ile birine rahatlıkla suikast yapılabilir.

* Sabit hatlarla görüşmek daha ekonomik ve kesintisiz olmasına rağmen siz artık bu telefonlara pek yaklaşmıyorsunuzdur.Çünkü bu telefonlar size kişisel değil umumi gelmektedir.

* Cep telefonunuz varsa pek de özel bir insan sayılmazsınız. Cep telefonunuzun sizin haberiniz olmadan başkasının eline geçtiğinde sizin hiç bir özeliniz kalmayacaktır.

* Cep telefonu yuva yıkabilir. Örneklerini itiraf.com ‘da bulabilirsiniz..

* Bel bölgesinde taşındığı vakit böbrek, prostat, karaciğer, bağırsak v.s bir çok organı olumsuz etkilemektedir. Cep telefonunu 3 yıldan fazla kullanan bir şahısta böbreklerinden birinin %70 işlevini yitirdiğini duymuştum.

* İki gün telefonunuz çalmaya görsün size hafakanlar basar. Gereksiz kuruntulara sebep olur. Unutulduğunuzu, ilgisiz kaldığınızı düşünürsünüz halbuki durum düşündüğünüz gibi değildir. Eskiden cep telefonu mu vardı acaba? Ama herkes birbiriyle daha çok görüşüyordu.

* İddia ediyorum cep telefonu, ikili duygusal ilişkilerde kullanıldığında yarardan çok zarar getirmektedir. Çünkü neyiniz var neyiniz yok her şeyinizi saatlerce anlatırsınız geriye hiç bir merak, gizem kalmaz, ilişki basitleşir. Çünkü telefonda konuşulan her şey eskimeye daha müsaittir. “Söz uçar, yazı kalır..” derler ya hani; eskiden insanlar birbirine mektup yazarlardı. Öyle güzel kelimeler kullanılırdı ki çiftler birbirine saygı duyarlardı. Şimdi neredeyse PTT kapanacak hale geldi. Allahtan kurumlar halen birbirine posta yolluyor. Bu cep telefonu hepten aldı götürdü bizim benliğimizi.

* Eğer 5 yıl içinde 2 tane cep telefonunu sebepsiz yere sırf daha yenisi, daha gösterişlisi olsun diye değiştirdiyseniz siz cep telefonu şirketleri tarafından mudavim müşterilersiniz. Onları zengin ettiniz, ülkenizi fakirleştirdiniz. Çünkü bir çoğumuz kendi üretmediğimiz cep telefonlarını kullanıyoruz.

* Bir blog sayfasında denk gelmişti şu başlık yazısı: “Bir inşaat işçisinin 1.000 TL’lik cep telefonu almasını aklın almıyorsa..” diye başlıyordu sanırım. Evet! Gerçekten bizim ülkemizde evine çamaşır makinesi almayıp kendisine binlerce liralık telefon alan insanlar var. Ayranı yok içmeye taht-ı revanla gider sıçmaya..” misali.

Yararları:

* İki tane cep telefonunu birbirine yakın tutarak ve görüşmeye açık tutarak bir yumurta pişirebilirsiniz.

* Kaçırılırsanız veya başınız derde girerse telefonunuza hakim olduğunuz müddetçe acil yardım çağırabilirsiniz.Yerleşim birimlerinden uzak ıssız bir yerde kalp krizi geçirirseniz size daha çabuk ulaşabilirler. Bir yılda kaç kez yerleşim birimlerinden uzak kalıyoruz?

* Bütün güvenlik birimleri her hangi bir şüpheli durumda size rahatlıkla ulaşabilirler.

* Sevgiliniz varsa sürekli sizi rahatsız eder. Bu da ilişkinin sıcak kalmasına aynı zamanda çabuk eskimesine sebep olabilir.

* Sevgiliniz yoksa gerçekten durumunuz çok iyidir. Rahatsız edilmezsiniz. Demek cep telefonu ile sevgili yani bu ikisi aynı anda hayatınızda olmamalı

* Muhasebe müdürünü arayıp; “Alo! ben inşaattayım, yeni gelen mühendisin avansını verin!” deyip hiç uzatmadan cep telefonunu kapatan tipte bir iş adamı iseniz gerçekten takdir edilecek bir insansınız.

* Size anında ulaşılmasından rahatsız olmuyor iseniz sizin numaranızı bilenler anında size ulaşıyor demektir

* Cep telefonu hayat kurtarabilir..

* Cep telefonu borsada daha hızlı işlem yapmanızı kolaylaştırabilir. Cep telefonu ile internete de bağlanabilirsiniz.

* Cep telefonu ile karşılaştığınız bir etki karşısında çok hızlı tepki vererek riskleri en aza indirebilirsiniz.

İşte bu kadar.. Zararları olduğu kadar yararları da var.. Ama bu kadar yarar için o kadar zarar almaya değer mi sizce?

Cristiano Ronaldo hayatı

Cristiano Ronaldo dos Santos Aveiro, (d. 5 Şubat 1985, Funchal) Portekizli futbolcu. İspanya'nın Real Madrid takımında oynamaktadır ve Portekiz milli takımının kaptanıdır. 80 milyon £ (94 milyon , 132 milyon $) bonservis bedeli ile şu anda dünyanın en pahalı futbolcusudur.

Profesyonel olmadan önce Andorinha, C.D. Nacional ve son olarak Sporting Lizbon genç takımında oynayan Ronaldo, 17 yaş altı Portekiz milli takımında da dikkat çekmişti. Profesyonel kariyeri yine Sporting Lizbon'da başlayan genç oyuncu, 2003 yılından 2009 yılına kadar Manchester United'de oynadı. 2008-2009 sezonun sonunda Real Madrid kulübüne transfer oldu.

2007-2008 sezonunda toplam 41 gol atarak George Best'in bir sezonda en çok gol atan kanat oyuncusu rekorunu kırmıştır. Ligde 31 gol atarak gol kralı olmuştur. Aynı sezon Premier League şampiyonluğunu yeniden yaşamıştır. FIFPro Dünya'da Yılın Oyuncusu Ödülü ve FIFA Dünya'da Yılın Oyuncusu Ödülü'ne layık görülmüştür. 2006-2007 yılında yaptığı gibi 2007-2008 sezonunda da İngiltere'de hem yılın futbolcusu hem de yılın genç futbolcusu seçilmiştir. 1977'de Andy Gray'den sonra bu ödüllerin ikisinide aynı sene içinde almayı başarmış olan ilk sporcudur. Manchester United'ın 40 yıl sonra Ballon d'Or ödülünü kazanan ilk futbolcusu olmuştur.

Tam 3 kez Ballon d'Or ödülünü kazanan Johan Cruyff 2 Nisan 2008'de yaptığı bir röportajında: "Ronaldo, Manchester United tarihindeki 2 harika futbolcu George Best veDenis Law'dan daha iyi bir futbolcudur." demiştir.

Protez bacaklı robo-kedi

İngiltere’de dünyanın ilk metal protez bacaklı kedisi Missy, sağlıklı bir şekilde yürümeye başladı.

Otomobilin altında kalan 8 yaşındaki Missy, ölmek üzereyken bulundu. Missy’nin bir bacağı kopmuş bir bacağı ise 8 yerinden kırılmıştı. “Robo-kedi” adı takılan Missy’ye veterinerler metal protez takarken, hücrelerin yenilenmesi için de bacağına domuz mesanesinden doku nakletti.


Protez bacaklı robo-kedi

Moda küpeler
















Temel Fıkraları

Temel otelin birinin odasında kara kara düşünüyor.. 'Ulan' diyor, "Ben aşağıdan içki isterken laz olduğum anlaşılır mı acaba?" Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor. "Bana bir fvisku.. yok böyle anlarlar".. "Bana bir rakı, yok" diyor "böyle de anlarlar". "Bana bir bira.. tamam" diyor "böyle iyi.. anlamazlar". Ve aşağıya iniyor. Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor: - "Barmen bana bir bira". Barmen Temel'i biraz süzdükten sonra soruyor: - "Birader sen laz mısın?" Temel: "uuuy nasil anladın" diyor: - "Burası resepsiyon bar karşıda.."

***

Temel ile Dursun iki katlı otobüsle seyahat ediyordu. Üst kattaki Temel bir ara cep telefonunu çıkardı ve alt kattaki Dursun'u aradı: - "Tursun, orada durum nasıl?" - "Hüç... Bizim şoför uyumuş, otobüs öylece gidiyor." Temel: - "O da bir şey mi? Bizim katta hiç şoför yok. Otobüs şoförsüz gidiyor."

***

Temel ölmüş. Öteki dünyada görevliler listeye bakmış ve Temel'e: - "Ya, senin adın listede yok sen bugün ölmeyecektin yanlışlıkla ölmüşsün. Seni tekrar dünyaya göndereceğiz. Ama kurallara gore insan olarak gönderilemezsin. Ancak istediğin bir hayvan olarak dünyaya gönderileceksin. Ne olmak istersin?" Temel biraz düşündükten sonra: - "Yunus balığı olayım", demiş. Ve anında yunus balığı olarak dünyaya ışınlanmış. Aradan 3 dakika geçmeden Temel tekrar öteki dünyaya dönmüş. Görevli sormuş: - "Ne oldu ya? Biz seni şimdi gönderdik niye geldin?" Temel masum bir şekilde cevaplamış: - "Yüzme bilmiyordum, boğuldum!"



15 Ocak 2010 Cuma

SİNCAPLAR

Özellikleri

Vücudunun üst kısmı açık sarıdan kırmızımsı kahverengine ve siyaha kadar değişir. Alt tarafı tamamen beyazdır.Omurgalı hayvanların içine girer. Kışın, kıl uçlarında siyah pigment miktarı artar. Bu nedenle kırmızı renkte olanlar, kışın daha koyu görünür. Kuyruktaki tüyler uzundur ve kuyruklarını kıvırıp sırtlarına değdirebilirler. Gözleri iri ve parlaktır. Kulakların ucunda (kışın daha fazla) tüy demeti bulunur. Arka ayakları daha uzun ve daha güçlüdür. Boyları 18-25 cm, kuyrukları 14-20 cm dir.

Yaşam alanı

Ormanlık ve ağaçlık bölgeler, parklar ve korularda yaşarlar. Kış uykusuna yatmazlar ancak soğuk havalarda birkaç gün süren uyuşukluk dönemleri olur. Çiftleşme dönemi dışında yalnız yaşarlar. Çok iyi tırmanır ve sıçrarlar, hemen hemen bütün zamanlarını ağaçların üzerinde geçirirler. Ağaç gövdesinde baş aşağı ve baş yukarı hızla inip çıkabilirler. Gündüzleri işlektirler, sabah ve ikindi vakti daha hareketlidir.0-3aylıkken eve alınan sincaplar evcilleştrilebilr.Evcilleştiklerinde oldukça hareketli ev arkadaşları olabilmektedirler


Yaşadıkları Yerler

Akdeniz adaları ve İzlanda hariç tüm Avrupa’dan, Japonya’ya kadar dağılmıştır. Türkiye’deTrakya Doğu Karadeniz bölgesi Trabzon Kuzeydoğu Anadolu’da (Kars ve Amasya civarı),Orta Akdeniz Toros Dağlarında yaşar.

Beslenme

İğne yapraklı ağaçların tohumlarını dişleri ile kozalakları ısırarak serbest bırakırlar. Meşe palamutları, ceviz, badem, fındık, tomurcuklar,mantarlar, taze ağaç kabukları, böcekler, salyangozlar ve kuş yavruları ile beslenirler. Tohumları ve kabuklu yemişleri tek tek toprağa gömerek saklarlar veya kovuklarda depolarlar. porsuk ağacının tohumları insanlar için zehirli olmasına karşın sincaplarca çok sevilir.

Sincaplar sakladıkları tohumların bir kısmını bulamazlar. Toprak altında unutulan bu tohumlar, yeni ağaç fidanlarının yetişebilmesine yardımcı olur.

KAYNAK:VİKİPEDİA

TeKno ŞiiR =))

Yaşanılanları Control-S ile kaydedip,
Control-Z ile geri yaşıyorum
Ben sevdamı download edip masaüstüne alıyorum.
En çokta ekranı kapladığın o anı özlüyorum...

İtalik yürüyüşlüm, Bold bakışlı sevdiğim...
Öyle bir halt yedim ki, sakın affetme beni!

Simge durumuna küçült, saatlerce beklet beni
Tüm sistemlerimi çökert, Ziple sıkıştır ve parçala
Alt F4 ile kapat, Shift ile değiştir beni
Kedinin mousela oynadığı gibi oyna,
Manzaralı mouse pedinde gezdir beni!

Yeni bir pencere açalım ve unutalım her şeyi
Geri dönüşüm kutusuna gönderelim maziyi
Kısa yol oluştur fazla bekletme bu seveni
En çok Flash Animasyonlu halini özlüyorum
PC görünüşlü, Mac duruşlu sevdiğim
Kalpten kalbe bağlantım bağlantısı yapılır..

Kapanır kapılar, ağa oturum açılır
Sevdamız monitöre saniyelerle yazılır
Disconnect olursam beni yine arar mısın?
Masaüstünde bulamazsan belgelerime bakar mısın?
Yokluğunda erişim paketi teselli olmasa da
Değişiklikleri kaydedip, yeniden bağlanır mısı
n?

__Bana göre çok güzel bir şiir =))__

SüppER koLYELR


Bu kolyeler çok şık özellikle 2.si

Ve el clasico nun galibi...

VE herkezin merakla beklediği derbinin galibi!!! Barcelona

Spor

2009'da Türkiye Kupası'nın formatı değişmiştir. Turnuvaya toplam 71 takım katılmaktadır. Turnuvaya, bir önceki sezon Turkcell Süper Lig, Bank Asya 1. Lig, TFF 2. Lig ve TFF 3. Lig Yükselme gruplarında mücadele etmiş bütün takımlar ile TFF 2. Lig klasman gruplarını ilk iki sırada, TFF 3. Lig klasman gruplarını ilk sırada tamamlamış takımlar katılır.

İlk Türkiye Kupası logosu

Fortis Türkiye Kupası Eleme ve Kupa olarak iki farklı aşamaya ayrılır. Turkcell Süper Ligi ilk 4 sırada tamamlamış takımlar kupa aşamasının başlangıcı olan grup maçlarına doğrudan katılırlar. Eleme aşaması 1. ve 2. kademe ile play-off eleme müsabakalarından oluşur ve aşamalardaki karşılaşmalar tek maçlı eleme usulüne göre oynanır. 1 kademe maçları TFF 3. Lig ve TFF 2. Lig'den gelen toplam 35 takım arasında yapılır. 2. kademe maçları ise 1. kademeyi geçen 18 takım ile geçen sezon TFF 1. Lig'de mücadele edipSüper Lig'e yükselemeyen 15 takım ve Süper Lig'de son üç sırayı alan 3 takımın katılımıyla toplam 36 takım arasında oynanır. Play-off, 2. kademeden gelen 18 takım ile geçen sezon Süper Lig'i 5.-15.'lik arasında bitiren ve Süper Lig'e yükselen 3 takımın katılımıyla toplam 32 takım arasında gerçekleşir. Bu kademeyi de geçen toplam 16 takım, diğer 4 Turkcell Süper Lig takımıyla beraber, grup maçlarına katılırlar.

Grup maçları, 4 gruba ayrılan 20 takım arasında tek devreli lig usulüne göre oynanır. Her takım ikisi iç saha, ikisi de deplasman olmak üzere toplam dört maç yapar. Gruplarını ilk iki sırada tamamlayan takımlar çeyrek finale yükselirler. Çeyrek ve yarı final maçları çift maçlı eleme sistemine göre oynanırken final maçı tarafsız sahada tek maç üzerinden oynanır. Türkiye Kupası şampiyonu olan takım ise gelecek sezon formalarına Türk Bayrağı'nı koyma hakkı kazanır.

spor

Tübitak'ın 2012 Görüşü

Dünya üzerinde her insanın az çok aşina olduğu 2012 teorileri Tübitak'ın da ilgisini çekti.Çeşitli kıyamet senaryoları üzerine film ve kitap satışları tavan yaptı.Tübitak da 506. sayısında bu konuya değindi. Konuyla ilgili kısa bilgiye aşağıdaki makaleden , Tübitak'ın Bilim ve Teknik dergisinin 506. sayısının diğer alt başlıklarına buradan ulaşabilirsiniz.

Birileri bizi uyarıyor: "21 Aralık 2012'de kıyamet kopacak ve Dünya'nın sonu gelecek. " Felaket senaristleri, bilimsel gerçekleri saptırarak 2012'deki kıyamet varsayımını destekleyecek savlar öne sürüyorlar. 2012 yılıyla ilgili, Maya takviminin sona ermesinden gökadamızdaki hizalanmaya, Güneş'in etkinliğinin artmasından Marduk'un geleceğine kadar birçok senaryo üretiliyor. Bu konu önümüzdeki üç yıl boyunca gazetelerde, televizyonlarda ve internette çok tartışılacak gibi görünüyor. Bilim ve Teknik olarak elbette bu senaryoları desteklemiyoruz. Bunlara kısaca değindikten sonra bilimsel olarak desteklenen olası "kıyamet" senaryoları üzerinde duracağız.

Voleybol

FİL

Her iki türün ayırt edici özellikleri gövdelerinin çok iri, burunlarının hortum biçiminde uzamış, bacaklarının kalın ve sütun biçiminde, kulaklarının geniş (özellikle Afrika filinde), kafalarının çok iri ve sürekli uzayan üst kesici dişlerinin (fildişi) savunma dişlerine dönüşmüş olmasıdır. Ama Asya filinin dişisinde genellikle bu savunma dişleri bulunmaz. Ayrıca Sri Lanka da yaşayan alt türünün erkekleri de %30 oranında fildişinden yoksundur. Renkleri bozdan kahverengiye kadar değişen fillerin derileri kalın, kılları seyrek ve kabadır. Burun delikleri uzun hortumlarının ucunda yer alır; kaslı ve çok amaçlı bir organ olan hortumun ucundaki parmaksı uzantı, hayvanın küçük nesneleri tutabilmesini sağlar. Bu uzantı Afrika filinde çift, Asya filinde tektir. Filler su içmek için önce suyu hortumlarına çeker, sonra ağızlarına boşaltırlar. Erkeklerde testisler gövdenin içinde korunduğundan testis torbaları yoktur.

Afrika fili yaşayan kara hayvanlarının en irisidir; ağırlığı 7,5 tonu, omuz yüksekliği 3-4 metreyi bulur. Hindistan filinin ağırlığı 5 ton omuz yüksekliği 2,5-3 m dolayında, kulakları da Afrika filinkinden çok daha küçüktür. Fillerin bütün azı dişleri aynı anda çıkmadığı için ağızlarında işlevsel olan tek bir azı dişi bulunur; bu diş yıprandıkça yerini yenisi alır. Afrika fili 60 yaşına geldiğinde altıncı ve sonuncu azı dişini de yitirir. Fillerin ortalama yaşam süresi 60-80 yıldır. Fillerin birbirleriyle iletişim içinde olması onların bir araya toplanmasını sağlar ve ayaklarını vurarak ya da değişik sesler çıkararak 40-50 Hz arasında değişen frekanslarla iletişim kurarlar.

Asya filinin anayurdu Hindistan Yarımadası ile Asya’nın güney doğusu, Afrika filininki de Sahra’nın güneyindeki bölgelerdir. Eskiden cüce fil adıyla ayrı bir tür olarak kabul edilen hayvanların Afrika filinin yavruları olduğu anlaşılmıştır. Filler, çok yoğun bir bitki örtüsü ile kaplı olan ormanlardan çıplak savanlara kadar çok değişik yaşam ortamlarında görülebilir. Yaşlı dişilerin önderliğinde yaşayan küçük topluluklar, yiyeceğin bol olduğu yerlerde daha geniş sürüler oluştururken erkekler genellikle dişilerden ayrı sürüler halinde yaşar.

Gebelik süresi Asya filinde ortalama 610 gün, Afrika filinde ise yaklaşık 2 ay daha uzundur. Hindistan filinde 8-12 yaşında cinsel olgunluğa erişerek döl verebildiği halde, Afrika filinde bu süre 14 yılı bulabilir.Filler de insanlar gibi çiftleşirler.


Kenya'da yapraklara ulaşmaya çalışan bir fil

Belirli mevsimlerde besin ve su kaynaklarının daha bol olduğu yerlere göç eden ve zamanlarının büyük bir bölümünü beslenerek geçiren bu hayvanlar günde 225 kg ot yiyebilir ve 200 litreye kadar su içebilirler.Ayrıyetten 1 hafta içerisinde 2 tondan fazla yemek tüketirler.

1 Ocak 2010 Cuma

MoDa

Modayı takip edenler tekrar hoşgeldiniz...

Şimdide çizme ve botları tanıyalım;
İlk önce bizlerin ''Ag''dediğimiz UGGler:
Ugg botları o kadar özel bir bot türü ki, hem kışın hem de yazın kullanılabilme özelliğine sahipler. Ayağı dış ortamdan izole etme aynı zamanda da nemi emme özelliğine sahip Ugg botları çorapsız giyilse dahi ayağı üşümekten ya da terlemekten uzak tutuyor.Bunun sebebi bu botlarda kullanılan malzemenin koyun derisi oluşu. Birçok moda yazarının Ugg botları hakkında yaptıkları ortak yorum, Ugg Botlarının dünyadaki en becerikli ve çok yönlü bot türü olduğu.
Ugg botları gerek etek altına, gerek kot altına gerekse kumaş pantolonun altına giyilebilme özelliğine sahip. Yani kıyafeti tamamlayan da bir çizgisi var.